DOLAR

18,8383$% 0.1

EURO

20,3282% -1.12

STERLİN

22,7007£% -1.55

GRAM ALTIN

1.128,40%-2,33

ÇEYREK ALTIN

1.881,00%-0,94

BİTCOİN

436197฿%-1.3878

a

YENİ BİR CAMİ

Kısa bir süre önce şehrimize tayin edilen İl Müftümüz Nuh Korkmaz’ı geçen hafta bugün Cuma vaazında son 20 dakikasındaki konuşmalarını dinledim. Yozgat’a yeni geldiğini, fakat 9 yıl süreyle Akdağmadeni ilçemizde müftülük yaptığını, zaman zaman Yozgat’a geldiğini, Yozgat’ı tanıdığını söyledi.

Bugünlerde Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından büyük onarıma alınan Çapanoğlu Büyük Cami inşaatının yılsonuna kadar süreceğini, Yozgat’ta Çapanoğlu caminin dışında gözle görülür manada başkada cami olmadığını, şehir merkezinde yeni bir caminin yapılması gereğini vurguladı.

Kendisi, Kırıkkaleli olması hasebiyle, Anadolu’da, ölen kimselerin arkasından verilen salaların önemli olduğunu, gezip gördüğüm, görev yaptığım diğer vilayetlerde salaların sonuna ölümü hatırlatan ayetlerin konulmasının uygun olacağını, hatta Cuma akşamları, yatsı namazından önce başka vilayetlerde sala verildiğini, bundan böle Yozgat’ta da verileceğini özellikle hanım kardeşlerimizin Cuma’nın geldiğini bilmesi açısından gereğinin yerine getirileceğini belirtti.

Dikkat ettim ertesi gün, Cami-i Kebir’den verilen salalar sonuna, “Her nefis ölümü tadıcıdır. Allah’tan geldik, yine Allah’a döneceğiz” mealindeki ayetler okunuyor. Doğrusu yeni müftümüzü özellikle sala konusunda tebrik ediyorum.

Geçtiğimiz 5 yıl içerisinde bir şekilde salanın verilmemesi gereğini bir takım insanlar savunuyorlardı. Toplumun büyük bölümü tarafından da “Yahu, en yakınımızdaki komşumuz Hakk’ın rahmetine kavuşuyor. Haberimiz olmuyor. Aradan aylar geçiyor. Acaba bu tanıdığımız, komşumuz, dostumuz bize niye kırgın diye kendi kendimize hayıflanıyorduk. Meğer cenazesinin olduğunu, taziye dilemediğimiz, ihmal ettiğimiz için suçlanıyorduk. Ne olur? Hiç olmazsa, belediye hoparlörlerinden ilan edilse, kime ne zararı var? Yozgat zaten küçük bir şehir. Herkes birbirini tanıyor. En azından kimin öldüğü konusunda bilgi sahibi olsak. Sakıncası mı var?” diye hep söylenip, duruyorduk.

 Bir haftadan beri merkezi sistemle, hemen hemen her Camiden şehrimizdeki ölüm olaylarından haberimiz oluyor. Şehrimizdeki Cami eksikliğine gelince; Bildiğimiz kadarıyla, 50’nin üzerinde Camimiz mevcut. Doğru söylüyor Müftü Bey. Çapanoğlu bir de Abdülhamit Han Caminin dışında, en azından Ankara Caddesi ve Sivas caddesi üzerinde uygun bir arsa bulunması halinde  Akdağmadeni, Boğazlıyan ilçelerimizdeki gibi 2-3 bin kişilik Camiye ihtiyacımız vardır.

Ben de bu görüşe katılıyorum. Müftü beyi de yürekten destekliyorum. Yer hususunda bildiğimiz arsalarda mevcuttur. Yeter ki, ortaya böyle bir irade konulsun. Şimdi Cami-i Kebir’in onarımda olması ciddi manada bir sıkıntı meydana getirdi.

Yozgat büyüyecekse, nüfusu 100-150 binin üzerine çıkacaksa, bizim de bu tür büyüklükteki Camiye ihtiyacımız olacaktır. Yeni bir Caminin yapımı için devletimizin cebinden de bir şey çıkmayacaktır. Bugüne kadar camileri, Kur’an Kurslarını, diğer hayır kurumlarını hep halkımız yaptı. Bundan böyle de Cami kapılarında mendil serip  dilenerek değil. Bir kaç hayır sahibinin bir araya gelmesiyle bu tür müesseseler kalıcı bir şekilde yapılabilir kanaatini taşıyorum.

Birileri bundan hoşlanmasa bile. Biz inanıyor ve  görüyoruz ki tarihimiz, kültürümüz, inancımız, imanımız biz inanları bu yönde, bu tür kurumları yapmaya sevk etmiştir. Daha dün gördük ki; süper güç ABD Başkanı Hüseyin Barrack Obama bile,  bin yıl önce yapılan ilk girdiği Ayasofya Mabedi, arkasından da 500 yıl önce ecdadımız tarafından inşa edilen dünyada eşi, benzeri olmayan Sultan Ahmet Cami’ni gezerek, dünyaya tarihimizi, aslımızı anlatmaya yetmedi mi? Vesselam… 10 NİSAN 2009 

ad826x90
YORUMLAR

s

En az 10 karakter gerekli

Sıradaki haber:

AĞAÇ DİKMEK

HIZLI YORUM YAP

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.