DOLAR

18,8116$% 0.01

EURO

20,4382% -0.29

STERLİN

23,3099£% -0.23

GRAM ALTIN

1.164,52%-0,15

ÇEYREK ALTIN

1.917,00%-0,15

BİTCOİN

442869฿%2.18435

a

SURİYE İMTİHANIMIZ

Dünya, bir imtihan yeridir. Bireysel olarak imtihanlara düçar olduğumuz gibi toplumsal olarak ve devlet yönetimi açısından da imtihanlarımız vardır. Bu imtihanlarımızdan bir tanesi de sınır komşumuz “Suriye İmtihanı”. “Arap baharı” adı altında karıştırılan Arap ülkelerinden Suriye. Bu imtihanla yüzleşmeye başlayınca Türkiye’deki siyasi iktidar bir anda eylem ve söylem değiştirerek “Kardeşim Esad” politikasından “Zalim Esed” politikasına dönüş yaptı. Tabi ki ABD’nin istek ve yönlendirmesiyle…
Geçtiğimiz günlerde Cumhurbaşkanı Erdoğan AK Parti Grup toplantısında Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad ile görüşeceğini açıkladı. Erdoğan açıklamasında “Bakanlarımızdan sonra liderler olarak görüşeceğiz.” dedi.
Elbette zararın neresinden dönülürse kârdır. Peki biz zararın neresindeyiz? Suriye meselesinde baştan beri çözüm ve doğru adım; görüşmek, konuşmak ve çözüm üretmekti. Ancak ABD ve batılı güçlerin “gazıyla” bir haftada “Şam’da, Emevi Camii’nde cuma namazı kılacağız” yalanına inandırıldılar. Halbuki amaç ne demokrasi ne özgürlük ne de Suriye halkının temel insan hakları değildi.
Senarist her zamanki Siyonizm’di.Bu senaryoda bize düşen görev figüranlık olmuştu. Amaç ise Büyük Ortadoğu Projesi (BOP) kapsamında Ortadoğu’daki Müslüman ülkelerin parçalanması, parçalara ayrılan grupların birbiriyle çarpıştırılmak suretiyle yumuşak lokma haline getirilmesi, Siyonist İsrail’in önündeki engellerin kaldırılması, Irak’ın kuzeyinde olduğu gibi Suriye’nin kuzeyinde de PKK ve PYD’nin silahlandırılması ve en nihayetinde Büyük İsrail Projesi’nin zeminin hazırlanmasıydı.
Maalesef iktidar, bu oyunu ya görmezden geldi ya da bu oyunda figüranlık dahi olsa rol almak istedi. Erbakan Hoca’nın tabiriyle rejisörlüğünü Siyonizm üstlendiği bir oyunda ancak “at yarışı spikerliği” yaptırırlardı. Maalesef öyle de oldu. Sürecin sonunda bölünmüş bir Suriye, bölünen parçalarda ABD tarafından silahlandırılan terör örgütleri ve 12 yıldır selâm dâhi veremez olduğumuz Suriye Devlet Yönetimi kaldı.
Müslümanların birbirini tekbirler eşliğinde öldürdüğü, milyonlarca insanın vatanını, toprağını terketmek zorunda kaldığı, birçok Suriyelinin Akdeniz’in sularında boğularak can verdiği acı bir tablo kaldı Suriye hikayesinden geriye. Aylan bebek bunlardan sadece bir tanesiydi.
Biz ise kendi sınır güvenliğimizi korumak için mücadele ediyor, hergün şehitler veriyoruz. Milyonlarca Suriyeliye sahip çıkmak mecburiyetinde kalıyoruz. Kendi sınır komşumuz olan, daha evvel ortak bakanlar kurulu toplantısı yaptığımız, aramızda vizeleri kaldırdığımız Suriye Devleti yönetimi ile Rusya’nın arabuluculuk yapmasıyla 12 yıl sonra bir araya gelebiliyoruz. Hâsılı kelam ABD’nin ipiyle indiğimiz bu kuyudan Rusya’nın ipiyle çıkmaya çalışıyoruz.
Millî Görüş/Saadet Partisi gerek olayların başladığı dönemde, gerekse ondan sonra geçen yıllar içinde bu konuyu hep gündeminde tutup, iktidara gerekli uyarılar ve tavsiyeler de bulunmasına rağmen maalesef iktidar Saadet Partisi’nin değil ABD’nin önerlerileri doğrultusunda bir yol izledi. Daha olayların başında Saadet Partisi Şam’a giderek Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad başta olmak üzere bir dizi görüşmeler gerçekleştirdi. Millî Görüş kimliğinin ve gömleğinin vermiş olduğu feraset ve basiret nimetleri sayesinde olayların sonuçlarını hesap ederek bu çalışmaları yürüttü. Ancak İktidar Partisi ve “Havuz Medyası” bu iyi niyetli ve tarihe yazılacak düzeyde önemli girişimleri yine sabote etti. Saadet Partisi’ni ve Millî Görüş camiasını uzun yıllar boyu “Esadcı” olmakla suçladı. Yapılan görüşmenin içeriğine, amacına Allah şahitti.
Geldiğimiz noktada Millî Görüş/Saadet Partisi’nin ne kadar haklı olduğunu görüyoruz. Ancak bu haklılık Millî Görüşçüleri ve Saadet Partilileri sadece üzmüştür. Çünkü “Keşke haklı çıkmasaydık, keşke biz yanılsaydık” diyebilecek kadar erdem sahibidirler. Diğer tarafta ise yanıldığı halde hiçbir pişmanlık görüntüsü vermeyenler neyin sahibi olduklarını ebedi aleme göçtüklerinde göreceklerdir.
Suriye imtihanını kim kazandı, kim kaybetti tarih yazacak, hakikat Mahkeme-i Kübra’da ortaya çıkacak, herkes bu imtihan karşısında takındığı tavır ve davranışları ölçüsünde karşılığını alacaktır.

ad826x90
YORUMLAR

s

En az 10 karakter gerekli

Sıradaki haber:

Akif’in Türkiye’si Türkiye’nin Akif’i

HIZLI YORUM YAP

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.