DOLAR

18,8108$% 0.01

EURO

20,4864% 0.24

STERLİN

23,2836£% -0.11

GRAM ALTIN

1.166,68%0,17

ÇEYREK ALTIN

1.922,00%-0,26

BİTCOİN

434290฿%-2.08455

a

YİBİTAŞ ÇİMENTO

1974 yılından beri bilirim Yibitaş Çimento Fabrikasını. 14 bin 800 ortağın bir araya gelerek kurduğu dev sanayi tesisi. 1984 yılından sonra Yibitaş’ın Çimento bayiliğini yaparız işimiz icabı.

 Yibitaş’ın dününü bugününü yakinen biliyorum. Geçtiğimiz 10 yıldan beri de gitmiyorum fabrikaya. Doğrusu satış müdüründen başkasını da tanımıyoruz, yabancıların eline geçtiğinden beri.

Ofisimizde otururken Çandır’dan bir dostumuz Mustafa Cansever ziyaretime geldi. Bir yakınının ortaklığı varmış. Yibitaş’a gidelim dedi. Memnuniyetle. Öğlenin sıcağına rağmen Yibitaş’a gittik. Yozgat’ta termometreler 25 dereceyi gösterirken Yibitaş’ta sıcaklık 31 dereceydi. Öğle yemeğini ikram ettiler.

Tabilot usulü aldık yemeklerimizi. İşçilerin yemek yediği masalarda oturduk. Karşımda eczacı Behçet Civelek vardı. Oda bizim gibi misafirdi. Yanımda oturan beyefendiyi işletme şefi zannettim doğrusu. Görevini sorduğumda Genel Müdür olduğunu öğrendim. Tanıştık Mahmut Parmaksız ’la. Mütevazı bir insan. Doğrusu çokta hoşuma gitti. Genel Müdür işçilerin yemek yediği yerde yemeğini yiyebiliyor dostlarıyla. Ne kadar güzel.

Yemek sonrası ofise kadar beraberce yürüdük çay içmek için. Yibitaş’ın dününü bugününü konuştuk. Eski ile yeni arasında Afrika ile Türkiye, Türkiye ile Avrupa arasındaki fark kadar fark gördüm. Gelişmiş, büyümüş, disipline edilmiş. Kısaca müessese olmuş.

 Yibitaş’ın Fransızlara geçmeden önce 35’e yakın bayisi vardı. Üretilen çimentolar bu yolla satılırdı. O gün ki uygulamaya göre sabah ezanı ile birlikte fabrikaya gidilir. İkindi vaktine kadar firmanıza tahsis edilen çimentoyu satmak için o sıcağın alnında bekler dururdunuz, satış yapacağız diye.

Fransızların uyguladığı sistemle bayilik sistemi yüzde yüz değişti. Artık kamyonlara çimento satmıyor, satamıyor bayiler. Hatırlı bayide kalmadı zaten. Verdiğin teminat mektubuna göre ne kadar alabiliyorsan, ne kadar satabiliyorsan o kadar gücün var.

 Sistem dört dörtlük oturmuş. Hiç kimseye ayrıcalık yok. 400-450 olan işçi sayısı 150’ye düşürülmüş. İstisnasız her işçinin kafasında bareti, ayağında çelik burunlu ayakkabısı, elinde meşin eldiveni, gözünde gözlük… Belli ki iş ve işçi sağlığı kurallarına harfiyen riayet ediliyor.

Genel Müdürle yaptığımız sohbet sonunda müsaade isteyerek ayrılıyoruz. Çıkışta nizamiye kapısında arabamız durduruldu. Taze çayım var içmez misiniz diyen Necati Öcalan önümüzü kesti. Eskiden beri tanıdığımız bir dostumuz. Yarın da (bugün) emekli olacağını söyledi. Bir fiil 25 sene çalışmış bu kurumda. Evveliyatı da varmış. 32 sene çalışmış bu tür işlerde. Güvenlik Yusuf Koçak çaylarımızı ikram etti. O sırada içeri giren işçilerden kan ter içinde başında bareti, ayağında ayakkabı, elindeki eldiven çekilir gibi değil doğrusu. Ama bizim ülkemiz insanı kendi güvenliğini, kendi müesseselerinde hiçe sayarken, kural tanımazken, işletmeler, fabrikalar yabancıların eline geçince kanuni müeyyideler zor da olsa hayata geçiriliyor.

Burada gördüğümüz gibi. İşimizi bitirdik, misafirlerimizi yolcu ettik. Gördüğümüz kadarıyla Yibitaş katma değer üreten, daha çok vergi veren, uyguladığı kurallarla bize örnek teşkil eden bir kurum, büyük bir kuruluş olduğunu gidip gezenlere gösteriyor VESSELAM… 17 TEMMUZ 2012 SALI

ad826x90
YORUMLAR

s

En az 10 karakter gerekli

Sıradaki haber:

NUMAN KURTULMUŞ…

HIZLI YORUM YAP

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.