DOLAR

18,8134$% 0.03

EURO

20,4857% 0.23

STERLİN

23,2859£% -0.11

GRAM ALTIN

1.165,37%0,06

ÇEYREK ALTIN

1.918,00%-0,31

BİTCOİN

437032฿%-1.18061

a

VAHŞET…

Türkiye’nin değişik yerlerinde meydana gelen örfümüze, anane ve geleneklerimize, dinî ve millî değerlerimize ters düşen anlatmaktan ve yazmaktan ar duyduğumuz, hatta utandığımız olaylar oluyor güzel ülkemizde. Siirt’in Pervari ilçesindeki Atatürk Yatılı İlköğretim Bölge Okulu’nda (YİBO) okuyan 13-14 yaşlarındaki sekiz erkek öğrenci, çıplak fotoğrafını çekip şantaj yaptıkları kızdan ‘kendilerine çocuk getirmesini’ istedi.

Radikal gazetesinin haberine göre, 15 yaşındaki kız, bu kişilere biri iki diğeri üç yaşında iki kuzenini teslim etti. Sekiz öğrenci üç yaşındaki kıza tecavüz edip boğdu, iki yaşındaki erkek çocuğu da tecavüzün ardından ölüme terk etti.

Siirt’teki olayın şoku atlatılamadan kamuoyu, bu kez de Manisa’dan gelen haberle sarsıldı. 14 ve 16 yaşındaki 2 kız çocuğu ile 16 yaşındaki erkek çocuğuna fuhuş yaptırmaktan 31 kişi gözaltına alındı… Şanlıurfa’da da bir kişi 3, 5 ve 14 yaşındaki erkek çocuklara cinsel istismarda bulunurken yakalandı.

Siirt’te meydana gelen olaylar tabiri caizse bir vahşettir. Bu vahşeti feodal düzene, baskıcılığa, ağalık sistemine, geri kalmışlığa bağlıyorlar. Bu olayların sebeplerini araştıran psikologların geldiği yer hep burası oluyor. Çünkü hepsi aynı kitapları okuyorlar. Ve o kitapları yazanlar da bu ülkenin insanları değiller. Hani doktorlarımız “Aynı hastalığa yakalanmış her insan için ayrı teşhis ve tedavi gerekir” diyorlar ama toplumsal olaylarda buna dikkat edilmiyor ve tek kitaptan okunan teşhis her olaya tatbik ediliyor.

 “Deprem doğuda olursa kötü, batıda olursa iyi” diye bir kaide yoktur. Kütahya’da olan depremle Erzincan’da olan deprem arasında ne gibi bir fark vardır? Orada da insanlar ölüyor. Hiçbir can diğerinden daha değersiz değildir. Sosyal depremlerde de durum aynıdır. Siirt’te yapılan ahlâksızlık ile İzmir’de yapılan ahlaksızlık da aynıdır. Ahlaksızlık yapanların dilleri ve ırkları ayrı olsa da vahşetleri aynıdır. İyiliğin, doğrunun hepsi güzeldir. Kötülüğün her türü her çeşidi de kötüdür. Yanlışı her kim yaparsa yanlıştır. Baklava çalan çocuğa en ağır cezanın verilmesi, milyonlarca işçinin, memurun elli yılda kazanacağını kanuna uydurarak bir kalemde çalanın saygın insan sayılması yanlışımızın adresini bize haber veriyor.

Bugün ülkemizde yasal olarak faaliyet gösteren partilerin programlarında ev, iş, araba garantisi veriliyor da hiçbir zaman onur, iyilik, güzellik, saadet, gönül rahatlığı, stressiz bir hayat vaat edilmiyor.  İşte bu mantıkla yapılan eğitimden geçen Viyana’daki adamla, Londra’daki adamla Siirt’teki adamın vahşeti denk olur.

Milli Eğitim Bakanı, okulların, yurtların duvarlarını, müdürlerini, öğretmenlerini, güvenlik görevlilerini değiştirerek bir sonuca varamaz. Çünkü suçu işleyenle seyreden aynı eğitimden geçtiler. Yeni gelecek görevlilerde aynı eğitimden geçtiler. Eğitimin yeniden gözden geçirilmesi gerekmektedir. Yoksa bu akan vahşet selinin önünü kimse alamaz, kaynağı kurutmadan vahşet selinin önüne atılanı da sel götürür.

Yatılı İlköğretim Bölge Okullarıyla ilgili son günlerde meydana gelen olaylar ve toplumda artan rahatsızlıklar, 28 Şubat döneminde temelleri atılan sistemin artık çürüdüğünü de ortaya koydu. Siirt’te meydana gelen cinsel istismar olayları, “Yatılı İlköğretim Bölge Okulları” (YİBO) gerçeğini bir defa daha gündeme getirdi.

Kesintisiz eğitime geçilmesi üzerine köylerdeki çocukların yatılı bölge okullarına çekilerek 8 yıl zorunlu eğitim verilmesi mantığıyla hareket eden dönemin Anasol-D hükümeti, sayıları 60’larda olan YİBO’ları 1998 yılında, kısa süre içinde 180’lere çıkarttı ve bu okulları kırsal bölgelere, ilçe merkezlerine kadar yaydı. 6-7 yaşında ailelerinden kopartılan çocuklar 15 yaşına kadar aynı binada yarı karma bir biçimde barındırılarak, cinsel ve her türlü istismara açık hale getirildi.

 Refahyol hükümetinin Aileden Sorumlu Devlet Bakanı Sacit Günbey, bu konuyla ilgili yaptığı değerlendirmede, “Haklı olduğumuz ne yazık ki, bu gibi üzücü olaylarla ortaya çıkmıştır. O dönem biz bu uyarıları yaparken ve kendi iktidarımızda SHÇEK yurtlarında kız ve erkekleri ayırırken, ‘bu çağda bu kafa, yobaz zihniyet’ diye saldırılara uğramıştık. Buyurun işte, bize saldıran o zihniyetin ortaya çıkardığı manzara” diyor. Ben de,  yapılan bu vahşeti nefretle kınıyorum. Ülkemizin güzel insanlarına, bilhassa küçük yaştaki çocuklarımıza reva görülen habis kokuların izahı da yoktur. Yapanların adalet önünde hesap vermesini diliyorum vesselam… 29 NİSAN 2010

ad826x90
YORUMLAR

s

En az 10 karakter gerekli

Sıradaki haber:

ASR-I SAADET PROGRAMI

HIZLI YORUM YAP

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.