DOLAR

18,8003$% -0.04

EURO

20,4083% -0.15

STERLİN

23,2527£% -0.27

GRAM ALTIN

1.162,20%-0,22

ÇEYREK ALTIN

1.912,00%-0,51

BİTCOİN

435387฿%-2.01284

a

TOPÇU KÖYÜNDE BAĞ BOZUMU

Yirmi sene öncesine kadar Topçu köyü ve civarında bugünlerde bağlar bozulurdu. Köyde yaşayan herkesin kendine yetecek kadar bağı cardı. Bunu geçim kaynağı olarak gören 15-20 dönüm bağı olan da vardı. Üzümlere alaca düşünce gündüzleri çocuklar bekler, geceleri de ebeveynleri bağda yatarlardı. Herkes bağını gözünden iyi sakınırdı. Çünkü üzüm o gün önemli bir gelir kaynağıydı köylü için. Günler öncesinden hazırlıklarına başlardı Melek Ebem.

Önce tandır üzerinde tadilat yapar, her tarafı çamurla sıvanır, sadece odun atılacak yer üç tane de dumanı çıkacak delik bırakılırdı. Buna ‘Köre’ denirdi. Üzerine genişçe bakırdan bir leğen konurdu. Babamın öküzü, kağnısı, atı arabası yoktu. Komşudan temin ettiği bir kağnı üzerine tadilat yaptırırdı, içine kendirden yapılı çul sererdi şıra boşa akmasın diye. Sabah erkenden kağnıya öküzler koşulur, eşekler semerlenir, geceden hazırladıkları sepetleri, kalburları, tenekeleri, leğenleri kağnısına, eşeğine yükleyen başta dedeler ebeler, analar gelinler, genç kızlar ve biz çocuklar, kimi kağnıya, kimi eşek üzerine biner, kimi de yaya türkülerle manilerle doğru ‘bağ bozmaya’ giderdik.

Köyümüzün gelinleri ile genç kızları basmadan diktirdikleri cicili bicili elbiseleriyle, başlarında pullu boncuklu yemenileriyle, biz çocuklar sabahtan akşama üzüm toplardık güle oynaya. Toplanan bu üzümleri bir erkekle bir genç kız taşırlardı kağnıya. Ta ki kağnı dolana kadar taşıma işlemi devam ederdi. Gençler bu işi yapmak için birbirleriyle yarışırlardı. Yapılan bu iş ayrı bir hava verirdi bağlarda. Bütün köyün bağ bozumu on-on beş gün sürerdi.

 Köylü, sanki bir biriyle anlaşmışçasına, aşağı yukarı ayını günlerde, bağ bozumunu gerçekleştirirlerdi, bu işler rast gele yapılmazdı. Yoksa köyün koyun sürüleri ve büyük baş hayvanları zarar verirlerdi bağlara. Çobanlar bu anı iple çekerlerdi, hayvanlarını doyurmak adına.

Aşağı yukarı her evin tandıra yakın olan bir yerinde 150-200 kilo üzüm alacak şekilde, iki-üç metre uzunluğunda, yarım metre yüksekliğinde kocaman ağaçtan oyulmuş üzüm çiğneme oluğu bulunurdu. Buna şıra oluğu da denirdi. Daha sonraki yıllarda betondan oluklarda yapıldı. Gelin ve kızlarımız hadi Bismillah! Ya Allah! Diyerek, önce ayaklarını yıkarlar, oluğun üzerine çıkar rengârenk, cins cins üzümleri başlarlardı çiğnemeye. Bazen de teliz bir torbaya konulan üzümler yine aynı usulde oluk içerisinde çiğnenirdi suyu çıkartılıncaya kadar. Çiğnenen üzümlerin başlardı şıraları oluk çörteninden kovalara, helkelere, tenekelere akmaya, şırayla doldukça kovalar, önceden hazırlanan, koca koca kazanlara doldurulurdu.

 Bir taraftan tandır yanar, önce şıralar kestirilir, dinlendirilir, daha sonra da kaynamaya başlayınca üzüm suyu, pekmez olmak için kaynayan şıra kokusu bir başkadır. Çalı çırpı odun parçalarıyla ateşte fokurdamaya başlayan kara pekmez kazanlarının içine, taze taze kopardığımız ayva, elma gibi meyveleri atıp pişirmek biz çocuklar için en güzel meyve tatlısıydı. Üzüm şırasıyla tatlanan meyveler doğal şekeriyle ayrı bir lezzet verirde yiyenlere. Kazan kazan pekmezler yapılırken, bağ yollarından gelen giden kağnıların gıcırtı sesleri, bağ sırtlarından koyun ve kuzuların, çoban köpeklerinin, ineklerin danaların, at ve eşeklerin, kekliklerin çalı kuşlarının, bülbüllerin, bör böcek, yılan çıyanların sesleri yayılırdı, name name.

Bağ bozumu bağın büyüklüğüne göre bir-iki gün daha büyük olanlar günlerce sürerdi. Kaynayarak kıvamını alan şıralar, soğuması için sabaha kadar bekletilirdi. Sabah olunca, ekşisi tatlısı, kara pekmez ağ pekmez birbirinden ayırt edilirdi. Kış hazını olarak çanaklara hatta küplere doldurulurdu nüfusa göre. Çünkü fakirin kestanesi palıttandı. Böylece ‘ Bağ Bozumu ‘ biter. Taki gelecek seneye kadar. İhtiyaç fazlası pekmez o gün naylon bidon olmadığı için 18 kiloluk tenekelere stoklanır, un hamur yapılarak tenekelerin ağızları kapatılırdı.

Alıcısına bu şekilde pazarlanırdı batman hesabıyla. Pekmez dedik, adıyla tadıyla, kalorisiyle gerçekten sağlıklı bir besin kaynağıydı. Şimdilerde pancardan yapılıyor, keçiboynuzundan yapılıyor, çarşıda pazarda satılıyor sahtesiyle. Bizlerde eski pekmezleri mumla arıyoruz günümüzde.

Eskiden pekmezi kalaylı bakır sahanlara koydu mu, içine baktığın zaman suretini görürdün. Yanında da lahana turşusu var mı yeme yanında yat. Ne şimdi o güzelim bağlar, ne de Melek Ebem ‘in yaptığı pekmez yok günümüzde. Ben biliyorum ki yirmi dönüm bağımızdan bugün tek bir salkım üzüm kalmadı. Yazık oldu o güzelim bağlarımıza, çalmamıza, pekmezimize, yok ettik kendi elimizle diyorum vesselam… 8 EKİM 2012 PAZARTESİ 

ad826x90
YORUMLAR

s

En az 10 karakter gerekli

Sıradaki haber:

AHMAK BOŞA ÇABALIYOR

HIZLI YORUM YAP

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.