SEN ERKEK DEĞİL MİSİN?

featured
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Geçtiğimiz gün ofisime gelen Saraykent ve Kadışehri’nden birkaç dostumu ağırladım. Söz sözü açtı. Dönüp dolaşıp il başkanlığı seçimine gelip dayandı. Ne olacak Ak Parti’de ki seçim dediğimde bir dokundum bin ah işittim. Meğer bu iki ilçe yönetiminde olanlar, belediye seçimlerinde kendilerine yapılan yanlışlıkları dile getirirlerken, belli ki birilerine incinmişler, kırılmışlar hatta küsenler bile olmuş.

 Gönül kırıklığı içerisinde başka partilere gidenler de olmuş. Olmasına rağmen hâlâ gönülleri Ak Parti’de kalmış bir kısmının. Bu isimlerin Ak Parti’de kalmalarının kime ne zararı vardı ki?

Bir kısmı “bu bölge benim, ben tapulu arazime gecekondu yaptırmam” mantığı içerisinde benim gösterdiğim aday etrafında birleşirseniz ne ala. Birleşmezseniz kendiniz bilirsiniz. Ne haliniz varsa görün deme hakkını kendinde görmüş olacak ki, bu iki ilçe de ve bazı ilçelerde kırıp döken vekilimiz, bu kez de il başkanlığı seçiminde benim dediğim dedik, çaldığım düdük mantığı içerisinde hareket ediyor maalesef diye serzenişte bulunan eski bir dostumuzdu…

Yanımızda bulunan safiyane birisi de soruverdi. “Hayrola bu vekil kim?” ilave etti dostumuz: “Kim olacak bizi yuvamızdan o koparttı. Bizde istemeyerek başkalarının dalına konduk, ötebilirsek orada öteceğiz. Oraya da uzanıp taş atar mı grup başkanvekilimiz Bozdağ” deyiverdi. Eski politikacı dostumuz dedi ki : “Büyük başkan Büyüksoy, geçtiğimiz günkü gazetende ki manşet haberini okudum. Sahi Bekir Bozdağ ile Zekeriya Avşar arasında ki bu çekişme niye? Sebebini biliyor musun?” dedi. Ben de; “Kesinlikle bilgim yok ama aralarında bir soğukluk var. Sebebini bilmiyorum doğrusu” dedim. Dostumuz, “Hayır hayır! Bekir Bozdağ zinhar Zekeriya Avşar’ın başkanlığını istemiyor.” Ben de kendisine “Olabilir siyasetin fıtratında bu vardır, herkese kendinizi kabul ettiremezsiniz. Seveniniz de olacak, yereniniz de olacaktır. Bozdağ böyle düşünüyor olabilir. Oy da vermeyebilir” dedim.

Netice de her ikisi de aynı partide biri milletvekili, diğeri il başkanı olarak görev yapıyorlar. Aynı gün, Boğazlıyan’dan iki tanıdığımız Ak Parti’nin delegesi ziyaretimize geldi. O da şu gün itibariyle Avşar’ın dışında il başkanlığına soyunan başka birinin olup olmadığını bana sordu. Ben de; “Davacının kötüsü mübaşire dert yanarmış” dedim ve güldüler. “Siz söyleyin de biz de sıcak haber olarak gazetemizde yayınlayalım” dedim.

Boğazlıyan’lı delege dostumuz birçok başkanlık için aday isimleri çağrıştırıldığı halde yiğitçe, erkekçe şu saate kadar birileri çıkıp neden adaylığını ilan etmiyorlar Büyüksoy başkan? Bunlara sen  hiç hikâye anlatmıyor musun?” deyiverdi. Ben de kendilerine; Eskiden bir köyde üç dört sürü koyun olurdu. Irgatlık zamanı koyunları köye getirmezler arazide gölgelik bir yerde yatırırlardı. Sürünün başında çoban bekler, genellikle genç kızlar ve kadınlar koyunları sağmaya ellerinde bakraçlarıyla gelirlerdi. Bir gün, gündüz vakti  kadınlar, koyun sürüsünü sağarken, aç bir  kurt sürüye saldırır. Korkudan bir araya gelen kadınlar hep birden: “Amanın aramızda bir erkek olsaydı” derlermiş.

Bakmışlar ki, çoban da kadınların arasında o da aynı şeyi söylermiş. “Amanın bir erkek olsaydı” dermiş. Kadınlar çobana dönüp: “Sen erkek değil misin?” demişler. Çoban erkekliğini hatırladıktan sonra kurdun üzerine yürümüş ve kurt da kaçıp gitmiş.

“Aday arkadaşların içerisinde bu saatten sonra bende varım, aha adayım, kazanırım veya kaybederim. Önemli olan yürekli bir şekilde erkekliğini hatırlayarak, bu yarışta bende varım diyebilen bir yiğit olsa da açıklayıverse adaylığını” dedim. Vesselam…

SEN ERKEK DEĞİL MİSİN?
Giriş Yap

Merhaba Yozgat Gazetesi ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!