DOLAR

18,8383$% 0.1

EURO

20,3282% -1.12

STERLİN

22,7007£% -1.55

GRAM ALTIN

1.128,40%-2,33

ÇEYREK ALTIN

1.881,00%-0,94

BİTCOİN

439956฿%-0.33793

a

“PEYNİRİMİZ VENEZUELA’DAN”    

İki gündür ulusal basında sıfır gümrük vergisi ile Venezuela’dan peynir satın alımı gündem teşkil ediyor.

Varsın olsun ne var bunda?

Nasıl olsa birileri alacak, satacak bizim de sofralarımız süslenecek.

Ne kadar peynir alınacakmış biliyor musunuz?

500 ton taze, 500 ton eritme, 500 ton da diğer peynir çeşitlerinden. Toplam 1500 ton eder.

Bununla da kalmıyor, dahası var.

2000 ton yulaf, 1000 ton rep veya kolza, 2000 ton susam,400 ton yer fıstığı, 2000 ton aspir, 200 ton yağlı tohum, 1500 ton çikolata veya kakao içeren gıdalar satın alıyor, ithal ediyoruz.

Helal olsun alana, satana, getirene, soframıza taşıyanlara, sebep olanlara.

Dışarıdan, Gâvur-Müslüman fark etmiyor, satın almadığımız, teneffüs ettiğimiz bir havamız kaldı.

Suyu da alırız da bereket versin iç piyasada çok miktarda bu işi yapan firmalarımız kuruldu.

Damacanalar sayesinde onu bari ithal etmiyoruz. Şükürler olsun.

Tarlaları anızları yakın. Sürmeniz kolay olsun.

Kestirin damızlık danalarımızı, salın gitsin mor, tercan, boz, karabaş, küpeli, kuyruklu-kuyruksuz, merinos koyunları özgürlüklere…

Yok, artık onlara ihtiyacımız.

Onlardan et, süt, peynir almasak da olur. Nasıl olsa Venezuela’dan peynir satın aldık, geliyor, yolda.

Ha bugün ha yarın.

Niye! Niye biz üretemiyoruz?

Açık seçik eğmeden bükmeden söylüyorum ben bir köylü çocuğuyum. Tarlada nadas yaptım, ekin ektim, ilaç attım, gübreledim, yetişen ekini tırpanla biçtim, sürüp savurup ambara attım.

Samanı hayvanlarımız yesin diye stokladık.

O dönemlerde biçtiğimiz tırpanın sapı gibi buğdayın sapı olurdu. Ekine yılan işlemezdi. Saman satın almayı bilmezdik.

Buğdayı hiç mi hiç ithal etmezdik.

Peynir mi, tereyağı mı, çökelek mi?

Analarımız turşu kurar, pekmez kaynatır, salçasını yapar, patlıcanı, biberini, fasulyesini kurutur, bulgurunu, düğürcüğünü, yarmasını kendi elleriyle yapardı.

Has buğdayları su değirmenlerinde öğütür, ince elekten eler, tıngırda yoğurur, saclarda pişirir, içine çanak çökeleğimizi, peynirini kor, çöreğiyle, böreğiyle yerdik.

Türkiye dünyada kendine yeter yedi ülkeden biriydi.

Ambarları dolar taşardı.

Herkes kendi ihtiyacını kendi karşılardı.

Bugünkü gibi 5000 ton buğday ithal eden, binlerce ton peynir ithal eden bir ülke değildik.

İnsanı yaşlandıran, geçip giden, zamanın çokluğu değil ideal yokluğudur.

Yıllar cildi buruşturur fakat idealsizlik ruhu öldürür.

Ülkemizin dünyada eşi benzeri yoktur.

Gelin dostlar tarım ve hayvancılığımızı geliştirelim, çoğaltalım, büyütelim.

Samanı Romanya’dan, çobanı Afganistan’dan, peyniri de Venezuela’dan almayalım.

VESSELAM… 24 AĞUSTOS 2020 PAZARTESİ

ad826x90
YORUMLAR

s

En az 10 karakter gerekli

Sıradaki haber:

SEBZE MEYVE TARLADA FARKLI TEZGÂHTA FARKLI

HIZLI YORUM YAP

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.