ÖMER HAFIZ 2

featured
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Geçtiğimiz gün Rahmet-i Rahmana kavuşan Ömer Hafızı kısmen anlatmıştım.

Bir dostum yazımızı okumuş, ağlayarak telefon etti. Ömer Hafızı ne kadar tanıdığını sordum. ”Ben gelin geldiğimde kaynanam onun annesiydi. Evlerimizde bitişikti. Yakinen tanıyorum.”

1936’lı yıllarda bugün ki gibi bir salgın hastalık neticesinde Ömer Hafızın babası Ömer amca ölür. Geride yetim çocukları kalır. O yıllar zor yıllar. Açlık ve sefalet kol geziyor. Fadime Hanım yetim yavruları büyütmek için her türlü cefaya katlanır. Kocasının ölümünden 5 ay sonra doğum yapar, nur topu gibi bir oğlu olur. Ona çok sevdiği kocasının adını koyar. Baba Ömer, oğlu Ömer olur.

Küçük Ömer büyür, Hafız Ömer olur, daha sonra İmam Hatip olur.

Geçtiğimiz gün hayatını kaybeden Ömer Hafız emminin hayatından bazı kesitler sunacağım.

Van’da askerlik görevini yaparken izne gelir. Köyünde iznini geçirdikten sonra trenle kıtasına gider. Orada hem köylüsü hem arkadaşı santralci Bakgörler Mobilya’nın sahibi rahmetli İbrahim Karataş vardır.

İbrahim Karataş, Ömer Hafızı çok seviyor.

Karataş, ” İzin dönüşü gidiyim de köyümden, annemden, babamdan sual edeyim” der, Ömer hafızı bulur. Birbirlerine sarılır, hasret giderirler.

İbrahim Karataş ”Ömer Hafız köyümüzde, kentimizde ne var ne yok İnşallah bir yaramazlık yoktur. Ölen yiten var mı?” der.

Ömer Hafız, ” Hiçbir yaramazlık yok sadece izinde olduğum müddetçe köyümüzden Saim Amca öldü, başkada bir yaramazlık yoktur.” deyiverir.

Bunu duyan İbrahim Karataş olduğu yere yığılır. Çünkü Ömer Hafızın dediği adam arkadaşının babası Saim Amcadır. Allah her ikisine de rahmet eylesin.

Bir başka anekdot ise:

Ömer Hafızın kızına dünürcüler gelir. Gelen adamları tanımıyor, bilmiyor. Sorup, soruşturması lazım. İnce eleyip sık dokuyan bir kişiliğe sahip. Araştırmaya koyulur.

Çapanoğlu Büyük Cami’nde namaz vakitlerinde damat adayını tanıyan birini arar durur. Bir gün cami dağılırken sakallı, elinde tespihi olan damat adayını bilmeden, ”Şu çok dürüst birine benziyor, ben bunu Şeyhzade Ahmet Efendi’nin dergâhında da görmüştüm. Doğruyu söyler bundan sorayım” der.

Selam verir, ”Delikanlı sen Kargalı (Yeşilova) köyünden misin?”

”Evet hocam.”

”Sana birini soracağım Recep Uzun’u tanır mısın?”

”Hayrola hocam ?”

”Bizim Kerime’ye (kızıma) dünür geliyorlar da, kimdir necidir, nasıl birileri, ailesi nedir senden sorayım dedim. ”

Delikanlı irkilir, mahcup bir şekilde; ”Hocam ver elini öpeyim senin, sorduğun damat adayı benim,  adım Recep Uzun. İyi bir delikanlı, dürüst bir kişiliğe sahip, kızını rahatlıkla verebilirsin” der.

Bu her iki anekdotu zaman zaman kendi anlatır, tebessüm eder, dinleyenleri güldürürdü muhabbet olsun diye.

O anlatmakla bitmez. Rabbim makamını âlî etsin, onu cennetine koysun diyorum vesselam… 17 KASIM 2020 SALI

ÖMER HAFIZ 2
Giriş Yap

Merhaba Yozgat Gazetesi ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!