DOLAR

18,8116$% 0.01

EURO

20,4382% -0.29

STERLİN

23,3099£% -0.23

GRAM ALTIN

1.164,52%-0,15

ÇEYREK ALTIN

1.917,00%-0,15

BİTCOİN

442780฿%2.1797

a

MAKAM HIRSI…

Seçimler yaklaşırken, bir yandan kazan kaynıyor. Adayların bir kısmı gizli kapaklı nabız tutarlarken.. Birileri de adaylıklarını ilan ediyorlar. Gönlünden geçirdiği halde, sesini çıkartamayan, birilerinden medet umanlarda yok değil.

Şehir merkezlerinde bunlar olurken heyecanlı bir şekilde köylerdeki muhtarlık seçim propagandaları da çoktan başlamış. Köy odaları şimdiden açılmış. Arabaşılar yapılıyor. Çaylar demleniyor. Kestaneler patlatılıyor. Koyunlar. Kuzular kesiliyor. Çorbalar içiliyor. Şehirden satın alınan balıklar. Gece geç saatlere kadar, afiyetle yenilip, içiliyor. Tespihler çekiliyor. Çetele tutuluyor. Soy, sop, aşiretçilik ön plana çıkıyor.

Bana kalırsa, en demokratik seçim köydeki yapılan muhtarlık seçimidir. Genel Başkan sultası. Parti taassubu. Medya faktörü. Anket, kamuoyu yoklaması olmadan. Kıran kırana seçim mücadelesi yapılıyor. Köylerde, kendine güvenen herkes aday olabiliyor. Herkesin kendine göre seveni. Sevmeyeni oluyor. Aday kantara çıkıyor tartılıyorlar. Adaylar, ona göre seçimi kazanıyor veya kaybediyorlar. Bu mücadele bugünden başlayarak, seçim akşamına kadar aralıksız devam ediyor. Hele bir de seçimin kazanıldığı akşam. Muhtar olanın yakınlarından büyükbaş hayvan kesenler bile oluyor.

Nemelazım. Köylerde, demokratik bir yarış oluyor. Darısı Yozgat’ta ki Belediye Başkanlığı, Belediye Meclis, İl Genel Meclis Üyelikleri seçimlerine. Keşke, buralarda da herkes aday olabilse. Herkes bu fırsatı kendinde bulabilse. Seçmen de tercihini yapabilse. Parti taassubu olmasa. Ankara’da ki parti lideri, Yozgat’ta ki seçime müdahale edip belirleyici olmasa. Köydeki muhtarlık seçimi gibi kalite yükselse. Kazanan yerel yönetimler olsa. Seçimler ve sonunda gelen makamlar öyle menem bir şeydir ki, koltuğa bir yapıştı mı? Pir yapışıyor bizimkiler. Bir daha kaldırmak o kadar da kolay olmuyor.

Teşbihte hata olmaz kastımız hiç kimseyi kınamak değildir. “Makamın çekiciliği, balın arıyı çekmesinden şiddetli imiş.” Arı havada uçarken bal tasını görünce öyle balıklama dalmazmış. Önce tasın kenarına konar. Oradan hortumunu uzatırmış. Balın tadı tehlikenin verdiği huzursuzluğu kapatınca arı bal tasına dalar. Karnı doyunca uçmaya kalktığında ise boğulmakta olduğunu anlarmış. Ama iş işten geçermiş. Keşke, zamanı geldiğinde koltukları tadında bırakabilsek. Daha fazla direnmesek. Yeni nesillere fırsat verebilmek açısından onların önünü açabilsek. Biz onlara, ağabeylik, büyüklük, bilgelik yapabilsek diyorum. Vesselam…

 20 Şubat 2010 PERŞEMB

ad826x90
YORUMLAR

s

En az 10 karakter gerekli

Sıradaki haber:

TELEFON…

HIZLI YORUM YAP

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.