UZAKLARDAN MERHABA…

Ramazanın son 10 gününü Tekirdağ, Çerkezköy, İstanbul yöresinde geçirdim. Gerek Çerkezköy gerek Tekirdağ tamamen batı kültüründe yetişen insanların hal ve davranışları örf anane ve geleneklerini hatta ticaretlerininde avrupalı gibi yaşadıklarını görüyorsunuz.

Cadde ve sokaklarında sessizlik hakim, alışverişlerinde verilen kuralların dışına çıkılmıyor.

Ne dedikodu ne kavga ne gürültü herkes işinde. Yaşam merkezlerinde derin bi sessizlik hakim.

Bu arada İstanbul’a da günü birlik gidip geldik.

Tarihi Selahattin Camiilerini bir bir gezdim. Vakit namazları, teravih ve cuma namazlarını kılmak nasip oldu ailecek.

O mekanlarda kendinizi başka bir alemde buluyorsunuz. Teşbihte hata olmasın Medine-i Münevvere’de zannediyorsunuz. Camiiler mükemmel; imamlar, müezzinler, hatipler özenle seçilmiş, donanımlı ve gerçekten doyurucu da oluyorlar.

Camii çıkışında ise işler tamamen farklı. Abdest alma dahil yemede içmede, çay ve kahvede curcuna başlıyor. Kimin ne yaptığı, kimin eli kimin cebinde belli olmayan bir toplumla iç içe oluyorsunuz.

Her çeşit insanla karşılaşıyorsunuz.

Cadde ve sokaklarda gezen tozan insanlar için para her şey olmuş. Ne söz ne sohbet ne kelam hiçbir şeyin kıymeti harbiyesi yok. Para putlaştırılmış. Her şeyin başında geliyor. İnsanların gözleri hiçbir şey görmüyor.

Müslim-gayrimüslim farketmiyor, herkes inandığı gibi bildiğini yapıyor.

Fatih semtinde çarşı pazarı dolaştığınızda görünen manzara ilk bakışta insanları cezb ediyor. Sarık sarmak, cübbe giymek, sakal bırakmak, asa ile dolaşmak ne kadar güzel bir şey. Keşke o giyim kuşam orada ticaret yapan insanların ahlakına da yansıyabilse.

Gördüğünüz manzara hiç de öyle değil. Küçük küçük dükkanlarda yapılan alış verişler, insanlara davranış biçimleri hiç hoş değil. Tıpkı Mekke ve Medine’de hacıların ve umrecilerin çarşı pazara ticaret yapmak adına saldırdıkları gibi buralarda da markasız kalitesiz emtalar alıcı buluyor, bir alan birkaç taneyi birden alabiliyor. Türkiye’nin her tarafından buralara akın etmiş insanlar.

Bu mekanlarda acayip bir ticari yoğunluk gözüküyor. Ne etiket, ne fiş, ne vergi, ne algı, illa da nakit para isteniyor müşteriden.

Siz bir şeyi almaya karar vermişseniz size soruyor, peşinmmi kredi kartı ie mi? Peşin 500 kredi kartına 600 tl olur diyor, kendi bildiğinin dışında hiçbir şeye değer vermiyor.

Kredi kartı peşin anlamına gelmiyor mu dediğinizde biz faizle çalışmıyoruz diyor ustaca bir manevrayla.

Bir dönercinin önünde kuyruk var, dönerci sık sık ikaz ediyor;

“Aman kul hakkına girmeyin, kimse kimsenin sırasını almasın.”

Bundan daha güzel ne olabilir. Hatta kendi kalemiyle yazmış. “100 gr tavuk döner 230 tl, et döner 280 tl, ayran 20, çay 20, su 20, yeme yanında yat. Kuyrukta sıra bekleyen insanlara sık sık kul hakkını hatırlatan sakallı cübbeli kişi 100 gr tartacağı yerde el yordamıyla belki 70 belki 80 gr veriyor döneri. Oradaki vatandaşa sorduğumda biz göz kararıyla ne verdiğimizi biliyoruz diyor.

Bunun hakla hukukla ne alakası var, bu tür insanların hacı hoca olmadıklarını biliyorum ama istismarını rahatlıkla yapabiliyolar. Ne denetim, ne kontrol, ne fiş, ne etiket verme aklına bile gelmiyor. Bir komi paket yaparken, diğer biri de parayı desteliyor elinde. Her şey para üzerine dizayn edilmiş öyle görünüyor.

Netice; camilerin etraflarında denetimsiz, kontrolsüz, acımasız bir ticarat anlayışı gözlerden kaçmıyor.Son yıllarda peş peşe gelen zamlar bu tür aç kurtların iştahını kabartmışa benziyor. Bu sadece Fatih Camii’ne has bir olay olmasa gerek. Süleymaniye’de de Sultan Ahmet, Ayasofya etrafında da durumlar pek de farklı değil. Herkes bildiğini yapıyor.

Ütenler belli de ütülen millet evladı oluyor diyorum vesselam.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Ahmet Büyüksoy - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Merhaba Yozgat Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Merhaba Yozgat Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Merhaba Yozgat Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Merhaba Yozgat Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.