DOLAR

18,8116$% 0.01

EURO

20,4382% -0.29

STERLİN

23,3099£% -0.23

GRAM ALTIN

1.164,52%-0,15

ÇEYREK ALTIN

1.917,00%-0,15

BİTCOİN

442427฿%2.07083

a

KUTSAL TOPRAKLAR 8

Bugün Arafat, Müzdelife ve Mina gezilerimiz olacak. Öğleden sonra saat 15.00’te otobüslere bindik. İlk ziyaret yerimiz Sevr Dağının eteği oldu. Cadde kenarından dağa geriden kuşbakışı bakarak oradan ayrıldık. İkinci durağımız Nur Dağı oldu. Buraya da otobüsleri cadde kenarına park edip geriden kuşbakışı yapıyoruz. Diyanet yetkilileri her iki dağ hakkında bilgi veriyorlardı. Mina’daki çadırların olduğu yerden yeni yapılan Şeytan taşlama yerlerini otobüsten görerek geçiyoruz.

Mina’daki Hayf Mescidi’ni de geriden görüyoruz. Burada Nuh Peygamberin yattığını biliyoruz. Daha önceki yazımda yazmıştım. İslam kaynaklarında anlatıldığı gibi Hacerü’l Esved ile Makam-ı İbrahim arasında 39 peygamberin yattığı ya da Safa ile Merve Tepeleri arasında yetmiş peygamberin kabrinin bulunduğu bildirilir. Bir rivayette de Hz. Harun’un kabrinin Uhud Dağı tepesinde olduğu zikredilir.

Nice peygamberin hatıraları ile kucaklaştığımız bu yerlerde elbette ki bizi en çok etkileyen şey Efendimiz ’in mübarek ayaklarını bastığı yerlerde dolaşmak ve bu izleri sürmeye çalışmak oluyor. ‘Nemire’  Arafat’ta, Cebel-i Rahme’nin yanında uzanan bölgenin adına deniyor. Müzdelife’ye giderken önce Arafat’a uğruyor ve Nemire Mescidi’ni uzaktan selamlayarak geçiyoruz. Devasa bir yapı gözüküyor. Hac döneminde bu mekânlarda iğne atsanız yere düşmüyor. Peygamber Efendimiz ‘in öğle ve ikindi namazını cem ederek kıldığı yer olduğunu biliyoruz. Ayrıca Nemire Mescidi’nin Peygamber Efendimiz ‘in Veda Hutbesi’ni okuduğu yer olduğunu söylemiştik. Efendimiz  Veda Hutbesi’ni burada yüz bin kişilik büyük bir sahabe topluluğuna irad buyurarak, adeta insan hakları dersi vererek, “Arab’ın Acem’e Acem’in Arab’a üstünlüğü yoktur. Üstünlük ancak takva iledir.” diyerek, aynı zamanda kadın haklarını da  ifade ederek  ve en sonunda da “Size dini tebliğ ettim mi?” çağrısına toplu halde “Ettin” demeleri üzerine başını semalara kaldırıp tam üç kez “Şahit ol ya Rab” dediği yerdir burası.

Hac döneminde milyonlarca insanın toplandığı yere geliyoruz. Hac vakfedir ve farzdır. Vakfenin olmadığı bir hac ibadeti de kabul olmayacaktır. Veda Haccı’nda Peygamberimiz(s.a.s.) Cebel-i Rahme’ye gelmiş ve burada vakfe yapmıştır. Vakfe Allah’ın huzurunda durmak demektir.

Cebel-i Rahme’nin en üst kısmında beyaz boyalı bir taş var. Burası Hz. Âdem ile Hz. Havva’nın buluştukları yeri simgeliyor. Osmanlılar döneminde bu mübarek tepenin başında inşa edilmiş bir mescit varmış. Bugüne kalan ise tepenin eteklerinde görülebilen iki adet çeşmeden başka bir şey yok. Her birinin yirmişer oluğu olan bu mermer çeşmelerin bir zamanlar şırıl şırıl suları akarmış. Artık suları akmıyor, muslukları yok olmuş sadece bir tanesinin mermer oluğu kalmış. Çeşmelerden akacak suyu taşıyan üst kısımdaki suyolları yıkılmış, yok edilmiş.

Arafat etrafında bir sürü deveci,  alabildiğine süsledikleri develeri ile durmadan müşteri arıyor ve etrafımızda dolanarak bizi develere binmeye davet ediyorlar. Kızımız deveye biniyor resim çektiriyor, beş riyal dedikleri resimden on beş riyal alıyorlar.

 Cebel-i Rahme’nin üzerine çıktık. Yollar dilencilerle dolu. Seyyar satıcılar burada da alabildiğine sergi açmışlar. En yukarıya Hz. Âdem ve Hz. Havva’nın buluştukları rivayet olunan taşın olduğu yere ulaştık. Dua ve niyazda bulunduk.

Arafat Meydanı dümdüz bir alan, milyonlarca kilometre kare büyüklüğünde. Biraz sonra hava iyice serinledi. Ata binen ve küçük motorlu araçlarla yarış yapan gençler meydanı olabildiğine doldurdular. Otuz yıl önce ilk defa gördüğümüz de bir tek yeşil ağacın olmadığı bu yerde,  binlerce ağaç insanlara gölgelik yapıyor. Tek kelimeyle Arafat Meydanı görmeye ve gezmeye değer nitelikte.

Akşam ezanı ile birlikte Müzdelife’deki konaklayacağımız yere geçiyoruz. İki dağ arsında düzlük bir alanda yerler asfaltlanmış, park yeri yapılmış, ışıklandırılmış Diyanet yerlere halı sermiş güzel bir mekân belli ki, burada akşam, yatsı namazları kılınacak, yemeğimizi burada yiyeceğiz. Akşam ezanı okundu. Topluca namaz kıldık. Yemeğimizi de, Türk usulü mangal yakarak burada yedirdiler. İyice karanlık bastı. Orada manevi bir hava var. Burcu burcu tarih kokuyor. Etrafımızı çevreleyen dağlar gecenin karanlığında rayihalar saçıyor.

Bu sırada sunucu delikanlı yanıma gelip “Hoş geldin” diyor. Kendilerini tanıyamadım. Meğer Çekerek Karahacılı Köyü’nden Diyanet görevlisi Hayrettin İnce her akşam burada aynı programı, başka kafilelere her gün yapıyorlarmış. Uzun uzun sohbet ettik hasret giderdik. Bu tür yerlerde karşılaştığınız Yozgatlı hemşeriniz sizi en azından sevindiriyor. Ayrıca Hayrettin kardeşi diğer arkadaşlarımla tanıştırıyorum. O da yine bir başka hemşerimiz, köylüm Zekeriya Köse’ye bizim burada olduğumuzu söylüyor. Otelimize gelir gelmez Zekeriya ile görüşme fırsatımız oluyor. Meğer Zekeriya Köse Diyanet’in iki kafilesinden birinin sorumlu başkanlığını yapıyormuş. Bunu duyduğumda mutluluğum bir kat daha arttı. Yorucu bir günün güzel bir akşamında yorgunluğumuzu atarak gecenin feyzinden bereketinden istifade ettik vesselam

16 TEM 2010 CUMA

ad826x90
YORUMLAR

s

En az 10 karakter gerekli

Sıradaki haber:

KUTSAL TOPRAKLAR 7

HIZLI YORUM YAP

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.