DOLAR

19,0540$% 0.13

EURO

20,5095% -0.63

STERLİN

23,5029£% -0.37

GRAM ALTIN

1.211,44%-0,66

ÇEYREK ALTIN

2.004,00%-0,20

BİTCOİN

526772฿%0.08676

a

KOLTUK TATLI GELİYOR NE DİYELİM

Siyaset, belli bir toplumda çatışma halinde olan çıkarların uzlaştırılması faaliyetidir. Bu uzlaştırma faaliyeti ise yönetim erkinin elde bulunması ile gerçekleşir.
Siyaset tarihine bakıldığında insanın ortaya çıkışı ile birlikte siyaset yönetim sanatı da sahnede yerini almış ve binlerce yıl yöneten ve yönetilen arasındaki ilişkilerin düzenlenmesi ile yönetsel gücün elde tutulması davranışlarına yön vermiştir.

 Refah Partisi döneminde siyaset yapan iki eski dostumuz, ikisi de hakkın rahmetine kavuştu. Allah taksiratlarını affetsin. Makamlarını cennet etsin. 
Bunlardan birisi 1973’lerden beri Milli Selamet Partisi’nden Yozgat milletvekili olarak 2 dönem TBMM’ye giren, parti üst yönetiminde görev alan Hüseyin Erdal’dır. 
İlk mücadeleye girdiği isim eski Bakan Cemil Çiçek’tir. Çiçek kısas bir süre MSP’nin İl Başkanlığı yapmıştır. Milletvekilliği için aday adayı olmuş, Son anda listeye girememiştir, partisinden istifa etmiştir.
Gerek MSP, gerekse Refah Partisi dönemlerinde rahmetli Hüseyin Erdal tabanın istememesine rağmen hep liste başı oldu ve vekil seçildi, kimsenin de gücü etmedi.

Yeni yetişen gençlerden birsi olan İlyas Arslan, Hüseyin Erdal’ın liste başı olarak gelmesini istemiyordu. Gezdiği, kulis yaptığı mekânlar da rakibini yeriyor hep şu hikâyeyi anlatıyordu.
” Milletvekili bir dönem olmalıdır. Allah bana nasip ederse bir dönem yapacağım.
Ondan sonra göreceksiniz, bir daha istemeyeceğim. Başka arkadaşların önünü tıkamayacağım. Bilakis onların önünü açacağım” diyordu. 
Gün geldi Allah, İlyas Arslan’a milletvekilliğini nasip etti. Söylediği bu lafı oda unutarak ikinci hatta üçüncü kez yine milletvekilli seçildi.  Milletvekili bir dönem olmalıdır sözünü oda unuttu. Aynalı Kahvenin dili olsa da konuşsa.

Zaman zaman arkadaşlarla bir araya gelir her iki vekilimizi de rahmetle yâd ederiz, nur içinde yatsınlar. İlyas Arslan’ın, Hüseyin Erdal için anlattığı hikâyeyi de biri anlatır, bizde bugün söylenmiş gibi dinleriz.
Neydi o hikâye?
‘Vaktiyle ihtiyar bir deveci hacca gitmeye karar verir. İnsanlarla helalleşir. Yıllarca tuz, gaz, zahire yüklediği develeriyle helalleşmeyi de ihmal etmez. Onlardan da helallik dilemek ister. “Sizi çok yordum, eziyet ettim, hakkınızı helal edin” der. 
Develer: “Aman efendimiz biz her şeyi unuttuk, hakkımız helal olsun. Yalnız bir şey var ki hazmedemiyoruz, sizi o yüzden affedemeyeceğiz.” Derler.
İhtiyar deveci: “Nedir?” Diye sorar.
Develer yanıtlar: “Yıllarca yük taşıdık. Uçsuz bucaksız çölleri kat ettik. Aç kaldık, susuz kaldık. Bunlar neyse. Zorumuza giden şey önümüze kattığın kılavuzdur. 
Bir ömür boyu onun izinden gittik. Onu bir türlü hazmedemiyoruz. Bundan dolayı da hakkımızı sana helal etmiyoruz” deyiverirler. 

Dürüst çalışkan, siyasetçileri tenzih ederim. Ama merhum Arslan, Hüseyin Erdal’ı bu şekilde yererken aynı hataya kendisi de düşmüştü. Bugün yaşasaydı, Allah bilir ama yine milletvekiliydi. Arkadan gelenlerin önünün açılmasına rıza göstermeyecekti. 
Tıpkı birilerinin ısrarlı bir şekilde ölünceye kadar devam ettiği gibi. Ölmüş iki insanın geçmişteki siyaset merakını, hizmet anlayışını, illa da ben olmalıyım ısrarını anlatabilmek için kaleme aldım bu yazımı.
Maksadım iki merhumu yermek değildir. İnsanlar fani, devletimiz bakidir. Unutmamalı ki birileri eskirken, yıpranırken yeni gelecekler bu görevleri ifa edeceklerdir.

Yozgat’ta 30 yıla damgasını vuran siyaset büyüğümüz sık sık derdi ki : “Bizi yönetenler 60 model. Kendilerine bıraksanız ölünceye kadar devam edecekler.” Büyük konuşmuş olacak ki maalesef kendisi de aynı yolu izledi. Koltuk tatlı geliyor bazılarına diyorum. 
Vesselam…

27 TEMMUZ 2019 CUMARTESİ

ad826x90
YORUMLAR

s

En az 10 karakter gerekli

Sıradaki haber:

SÜLEYMAN ARİF EMRE

HIZLI YORUM YAP

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.