DOLAR

18,8383$% 0.1

EURO

20,3282% -1.12

STERLİN

22,7007£% -1.55

GRAM ALTIN

1.128,40%-2,33

ÇEYREK ALTIN

1.881,00%-0,94

BİTCOİN

435857฿%-1.62694

a

KOÇ KATIMI

Geçtiğimiz gün 25 Ekim bizim Yozgat civarında ‘koç katım günü’ olarak bilinir.

Köyümüzün meşhur davar çobanları vardı. Bu insanlar genelde lakaplarıyla anılırlardı. Tatarın Durak, Topal Yaşar, Memili, Kör Dını’nın Hasan ve Nedrettin, Ayaz İsmail, Bıdıkçı’nın Süleyman, Kürt Ömer vs. Bu insanların her biri ömürlerini tamamladılar. Allah rahmet eylesin.

Bu insanlar sıradan kişiler değillerdi. İyi çobanlık yaparlardı. Tecrübeleri vardı. Çobanı küçük görme çünkü bir çoban senden de benden de daha iyi bakar koyunlara. İlkbahardan başlayarak, kar yağana kadar geceli gündüzlü koyun sürülerinin başlarında beklerler. Kurda kuşa kaptırmadan koyunları otlatır, onların her türlü ihtiyaçlarını bilirlerdi. 

Bir mahallede 15-20 kişinin ortaklaşa tuttuğu çobanın önünde üç yüz civarında koyun bulunur, bu koyun topluluğuna da sürü denirdi. 

Bugünkü gibi hayvanların kulağında küpeler olmazdı. Hayvanların kulaklarına değişik şekillerde en açarlardı. Bir çoban hangi koyunun kime ait olduğunu böylece bilirdi. Hatta ilk defa gördüğü bir koyunun erkek mi dişi mi olduğunu da bilirdi. 

İçinde bulunduğumuz Ekim ayı koç katım ayıdır. Koç katımını erken yaparsanız erken doğacak kuzuların bakımı zor olacağından atalarımız Yozgat’ın hava durumuna göre bu tarihi seçmişlerdir.

Koç katım tarihinin 2 ay öncesinden koçlar koyunlardan ayırılır, özel yerlerde beslenir. Bir koç ne kadar semiz, ne kadar güçlü, ne kadar bakımlı olursa ondan doğacak yeni nesil kuzularda o kadar kaliteli ve sağlıklı olurlar. 

Koçlar özel olarak hazırlanmış boyalarla rengârenk boyalanır. Bu boyalar ya kök boya ya da kınadan yapılır. Kuyrukları da genelde vişneçürüğü renginde aşı boyasıyla boyanır. Bunun amacı koçların sürü içinde belli olmasıdır.

Ayrıca yeni bir başlangıcın ve sağlıklı bir neslin tohumlarının atıldığının inancıyla kutlama olarak da düşünülür koç katımı. Bu bize Orta Asya’dan gelen bir kültür olsa gerek. 

Koçların boyunlarına elma, mendil, havlu bağlarlar. Elma bolluğu bereketi temsil eder. Mendil ve havluda çobana hediye olarak verilir. İşte yapılan bu işin adı koç katımıdır. Bir eğlence veya şölen niteliği kazanır. 

Koç katımı sırasında birden fazla koçun sürüye katılması, diğer koçlar arasında kıskançlıklara sebep olur. Dişisini kıskananlar vuruşmaya başlarlar. 

Koç katım esnasında doğacak kuzunun dişi olması için koçların üzerine kız çocuklarını bindirirler. Bunlar yazılanlar bizim aslımız, özümüz, tarihimiz ve kültürümüzden birer parçadır. 

Bugün bu adet, görenek ve geleneklerimiz maalesef unutulmaya yüz tuttu. Yeni neslin bunları bilme imkânı olmadığı gibi, ilgi de göstermiyor gençlerimiz. 

Çünkü hayatlarından bir parça değil. Eskiden olduğu gibi ahırdı, samanlıktı, koyundu, kuzuydu, koç katımıydı bilmelerine de gerek kalmadı günümüzde. 

Televizyonların olmadığı bir dönemde Yozgat’tan İstanbul’a giden bir ailenin ikinci nesil çocukları okulda okurken öğretmeni koyun resmi yapın getirin diye ödev verir. Çocuklar koyunu bilemezler. İmkânlar bugün ki gibi değil. Derhal babaannesine müracaat eder. “Babaanne! Bana bir tane koyun resmi yapar mısın?”

Bu sadece İstanbul’da değil bugün Yozgat’ımızda da geçerli. İlköğretim çağındaki çocukların birçoğunun dikkatini bile çekmiyor bu konular. Kime ne diyelim. 

Bugün ne çoban Memili, nede Tatarın Durak kaldı. Bugün allı pullu, boyalı cilalı koç katımlarını özler olduk diyorum. 

Vesselam…

26 EKİM 2021 SALI

ad826x90
YORUMLAR

s

En az 10 karakter gerekli

Sıradaki haber:

ALT GEÇİDİN DİŞİ ÇIKTI

HIZLI YORUM YAP

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.