KAYBETTİKLERİMİZ

featured
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Zaman zaman işyerime Yozgat’ın yetiştirdiği  diplomalı-diplomasız herkes ziyarete gelir. Genelde de çarıklı erkân diye bildiklerimiz gelirler. Bilenler “hoca emminin odası burası” derler. Bir-iki derken, gören gelir bir bakarsın ki, bir mangayı buluruz. Laf lafı açar, laf bir tarafa çeker, uzar da uzar.

Dün yine sohbet esnasında Çapanoğlu camimiz Ramazan’a yetişip, yetişmeyeceğini sordu bir dostum. “Ben nereden bileceğim” dediğimde, “Sen iki başlı bileşensin. Vakıflar Bölge Müdürlüğü ile dostluğun var, diğer yandan da gazeteciliğin var” dedi. Ben de kendilerine bildiğim kadarıyla anlatmaya çalıştım. En tepedeki insanların söylediklerine göre Ramazan’a cami tam anlamıyla bitmeyebilir. Ama kısmen de olsa ibadete açılabileceğini söyledim kendilerine.

Birden caminin avlusuydu, kubbesiydi derken söz döndü dolaştı, yıkılan Tol Çarşımıza geldi. Yozgat’ı iyi bilen bir büyüğümüz Tol Çarşı’yı anlatmaya başladı. “Hangi ucundan baksan, diğer taraf gözükürdü. Çarşıdan motor hane, bu taraftan baktığından da üzüm pazarına, oradan da Sivas caddesine paralel bakışlar olurdu. Dükkânlar belki küçüktü ama kendine has bir yapısı, bir mimarisi, bir güzelliği vardı. Kim, hangi akla hizmet etti, yıktıysa eline sağlık diyemeyeceğim. Yazık oldu. Çok yazık” diyordu.

 Öyle bir eseri bugün yapmak mümkün mü? Tol Çarşı’yı yıkmakla kalmadılar. Yozgat’ın en büyük abidesi Çapanoğlu Camii’nin görüntüsünü bile yeni yapılaşmayla mahvettiler. Yazıklar olsun diyordu bir diğeri.

Diplomalı bir dostumuzda başka bir açıdan bakarak, şöyle dedi: “Geçenlerde bir yerde okudum. Yozgat’ın yetiştirdiği eşraflardan, ilim adamlarımızdan Gazi Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hakkı Acun, geçmişte Bazı Belediye Başkanlarının ‘İmar faaliyeti yapacağız’ diye ‘Tol Çarşı’nın yok olmasına sebep olduklarını söylüyor. Türkiye’de herkes böyle çarşıları “kapalı çarşı”, “bedesten” yapmak istiyor, biz ise taştan sağlam yapılanı sökmüşüz.” Prof. Dr. Acun bu gerçeği, acı bir sözle ifade ediyor. “Herkes koruyor, biz yok ediyoruz.” “Burada sadece cami değil, çifte hamam ve Abdülhamid döneminde ilave edilmiş bir de saatli çeşme var. Eskiden hanı varmış, sübyan mektebi varmış, medresesi varmış, bunların bazıları zamanla tamamen yok olmuş. Sonradan bu camiye ‘vakıf getirilsin’ diye döneminde ve daha sonra yaklaşık olarak 300’e yakın dükkân yapılmış.

 ‘Tol Çarşı’ dediğimiz çarşı ve saat haneye doğru giden yolun iki tarafında eskiden sarı taşlardan yapılmış dükkânlar varmış. Bu dükkânların çoğu yok edilmiş. ‘İmar faaliyeti yapacağız’ diye bazı belediye reisleri maalesef bu çarşının yok olmasına sebep olmuş.

Türkiye’de herkes böyle çarşıları “kapalı çarşı”, “bedesten” yapmak istiyor, biz ise taştan sağlam yapılanı söküp, yıkıyoruz.” Acun çözüm olarak şöyle diyor: “Tol Çarşı’nın da daha sonra yapılacak bir proje ile yeniden eski hâline getirilip, şehrin dokusunun korunmasının mümkün olabileceğini söylüyor” dedi. Laf uzadı gitti.

 Yozgat’ın Tol Çarşısı, şimdiki hal binasının yerindeki taş binalardan yapılmış, çarşıların yok edilmesi, tarihe yapılan en büyük ihanettir. Bana da dediler ki: “Bu konuşanları bir gazeteci olarak, köşende lütfeder de yazar mısın?” Bende kendilerine, emriniz başımın üstüne. Böyle tenkitlere can kurban, biz millet olarak birçok değerlerimizi kaybettik. Yozgat’ta birilerinin sayesinde Tol Çarşısı’nı kaybetti vesselam…

KAYBETTİKLERİMİZ
Giriş Yap

Merhaba Yozgat Gazetesi ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!