DOLAR

18,8383$% 0.1

EURO

20,3282% -1.12

STERLİN

22,7007£% -1.55

GRAM ALTIN

1.128,40%-2,33

ÇEYREK ALTIN

1.881,00%-0,94

BİTCOİN

436183฿%-1.31372

a

KAN DAVASI

Mardin’in Mazıdağı ilçesine bağlı Bilge köyünde nişan evine maskeli saldırganlar tarafından kalaşnikoflarla yapılan saldırıda 6’sı çocuk 16’sı kadın 44 kişi hayatını kaybetti. İki alile akraba saldırganların arazi anlaşmazlığı nedeniyle araları açık olan akrabaları Cemil Çelebi’ye kızı Sevgi’yi köyden biri ile evlendirilmesini istediği, bu istekleri kabul edilmeyince nişan gecesi olayı gerçekleştirdikleri ileri sürüldü. Aynı aileden, çoluk çocuk demeden 44 kişinin katledilmesi tüm Türkiye çapında İnfiale yol açtı.

Kan davası nedeniyle gerçekleştiği iddia edilen olayın ayrıntıları yavaş yavaş gün yüzüne çıkmaya başlarken. Kan davası gerçeği bir kez daha Türkiye’nin gündemine oturdu. Yüzyılların toplumsal hastalığı olan kan davası, Peygamber efendimizin Veda Hutbesinde lanetlemesine rağmen, çağdaş bir Cahiliye Âdeti olarak maalesef günümüzde de sürdürülüyor. Hala insanın insanı acımadan öldürdüğü, sırf aynı kanı taşıdığı için masum insanların dahi katledildiği günümüzde, dini ve manevi eğitime ağırlık verilerek insanlara kan davasının dini boyutunun anlatılması gerekiyor. Son bir haftada meydana gelen kan davaları ile ilgili dehşet verici olaylar, kamuoyunu dehşete düşürdü. Akrabalık ilişkilerinin sıkı olduğu toplumlarda öç alma duygusundan kaynaklanan, misilleme biçimindeki karşılıklı cinayetlerle süren aile ve kabileler arası çatışmalara genel olarak kan davası deniliyor. Hak arama sürecinin bulunmadığı, anlaşmazlıkların tarafları hoşnut edecek biçimde çözümlenmediği, hak ve adalet duygularının tatmin edilmediği hukuk sistemlerinde, bireyin hak ve adaleti kendi başına gerçekleştirme girişiminin bir sonucu olarak ortaya çıkıyor. İnsanın insanı acımadan öldürdüğü, sırf aynı kanı taşıdığı için masum insanların katledildiği kan davasını, İslam Peygamberi kaldırmıştı. “İslam kan davası gibi toplumsal bozuklukları haram kılmıştır. Kan davası gütmek kesinlikle caiz değildir. Peygamberimiz kan davasını bizzat kendisi kaldırarak, toplumu İslam öncesi Cahiliyenin adetlerinden temizlemiştir. Kan davasının dini boyutu anlatılmadan, meselenin sosyoekonomik analizlerle çözülmesi imkânsız!  Son bir haftada meydana gelen kan davası olayları, kamuoyunu dehşete düşürdü. Tarsus’ta aynı aileden 5 kişinin başından vurularak öldürülmesi, kan davasından kaçarak İzmir’e yerleşen bir kişinin camide Kur’an okurken ensesinden vurularak öldürülmesi ve son olarak Hazro Belediye Başkanı’nın kan davası yüzünden görevini bile yerine getiremediğinin ortaya çıkması, Türkiye’nin kangrenleşmiş yaralarından olan kan davasını tekrar gündeme getirdi. “Irz, iffet ve namus” gibi ahlak değerleri; dinle ilişkisi bulunmayan tamamen Mahalle örf ve geleneklerin etkisiyle işlenen namus cinayetleri konusuyla ilişkili görmek yanlıştır. Din, hiçbir zaman cinayeti emretmez, hiçbir cinayeti onaylamaz, sebep ne olursa olsun cinayeti basit ve normal saymaz. Din, aslında namussuzluk ve iffetsizliği cinayet olarak görür. Bu cinayeti manevi tedbirler ve vicdan müeyyidelerle kökten engeller. Namus cinayetlerinin kurbanları, aslında bilgisizliğin, taassubun ve fuhuş reklamcılığının kurbanıdırlar. Ocakların söndüğü, yuvaların yıkıldığı, dul bacıların çığlık attığı, gözü yaşlı annelerin ağıtlar yaktığı 44 kişinin ölümüyle sonuçlanan töre cinayetini tüm Türkiye’de olduğu gibi nefretle kınıyorum.  Anne- baba şefkatinden mahrum büyüyen yetim yavruların dünyalarını karartan zalimlere hak ettikleri cezaların devletimizin tarafından verilmelerini bekliyoruz. Henüz dünyaya niçin geldiğinin fevkinde olmadan hayata veda eden minicik masum yavruları mezara gönderen zalimlere lanet olsun diyorum. Vesselam

 7 MAYIS 2009 PERŞEMBE

ad826x90
YORUMLAR

s

En az 10 karakter gerekli

Sıradaki haber:

DOMUZ GRİBİ

HIZLI YORUM YAP

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.