DOLAR

18,8383$% 0.1

EURO

20,3282% -1.12

STERLİN

22,7007£% -1.55

GRAM ALTIN

1.128,40%-2,33

ÇEYREK ALTIN

1.881,00%-0,94

BİTCOİN

440604฿%-0.68417

a

KALAYI BAKIRINDAN PAHALI

Geçtiğimiz gün Merhaba Gazetemizin manşetinde “Kalaya Kadın Eli Değdi” diye haberi okuyunca yıllar öncesine gittim. Hey gidi günler hey!

Yozgat’ta unutulmaya yüz tutmuş mesleklerden olan kalaycılık, kadınların elinde yeniden hayat buluyor. Halk Eğitim Merkezinde kalaycılığın yeniden canlandırılması için kurs açılmış.

Kalaycılık mesleğini öğrenen kursiyerlerden Durdane Seçkin, “Halk Eğitim Merkezinin kalay kursu açtığını duydum. Kalayın nasıl yapıldığını bütün püf noktalarını burada öğreniyoruz. Kalayladığımız bakırları tekrar nakış nakış işleyerek modern hale getirip kullanışlı hale getiriyoruz” demiş.

İnşallah bu girişim başarılı olur. Kalaycılık unutulan mesleklerden olmaz.

Yazının başında yıllar öncesine gittim dedim ya. Bu haber bana köydeki evimizde giriş kapısının hemen yanında bir duvar yüzü boydan boya raflarında cinsine göre dizili bakır kaplarımızı hatırlattı. Neler yoktu ki:

Kapaklı guşene, lenger, sitil, ilistir, kıyılı, keklik kazanı, süt leğeni, bağ leğeni, yemek kazanı, küpeli kazan, elleğen, ibrik, maşrapa, su tası, çorba tası bunların bugün adlarını bile bilmiyor gençlerimiz.

Geçen Facebook köşemde Diyarbakır’dan Camal Toptancı arkadaşım yoğurt kapımız sitilin resmini koymuş bilen çıkmamış. Ben altına sitil diye yazdım. Arkadaşım hayretle “yahu bizde ki sitil ismi sizde de aynıymış” diyerek aradı da sitil bahanesi ile muhabbet ettik.

Bu kapların hepsi yerine göre kullanılırdı. Olmazsa olmazlardandı. Hepsi de zaruri birer ihtiyaçtı.

Sadece yemek için değil. Pekmez yapmak, bağ kaynatmaktan tutunda kaymak yapmakta bile bakır kaplar kullanılırdı.

Binlerce yıl önce evlerimize giren bunca senedir de insanlığa gelir sağlayan bir element olarak da bilinen kalay bakır kapların parlatılmasında kullanılırdı.

İlkbaharın gelmesi ile köylerimize kadar gelen kalaycılar kendilerine tahsis edilen köhne yerlerde aylarca bakır kapları kalaylarlardı. Kalayı biten, bakırı çıkan kaplar, zehirler diye kullanılmaz mutlaka kalaylatılırlardı.

20 yıl öncesine kadar kalaycılar ve kalaycılık mesleği revaçtaydı. Yıkılan, yok edilen Tol Çarşımızın her köşesinde bir kalaycı bulunurdu Heybesiyle, torbasıyla, at arabasıyla getirilen kaplar kalaylatılır. Alan memnun, satan memnun olurdu. Bu bir sektördü.

Maalesef kalaycılık tarihe karıştı. Hemen hemen babadan oğula geçen bu meslek diğer kaybolmaya yüz tutan meslekler gibi gelişen teknoloji karşısında yok oldu. Yok oldu.

Hani bir söz var ya, astarı yüzünden pahalı. Kalayı bakırından pahalı.

Sebebi, bakır kaplar yerini önce alüminyum alaşımlı mutfak ürünlerine, sonrada krom ve çeliğe yerini terk etti.

Hangi köyde, hangi evde bakır varsa cami derneklerine vs. satıldı. Hurdacılara öldüm pahasına verildi.

Şimdilerde on, on iki litrelik bir keklik kazanının kalaylatılmasına 150-200 TL isteniyor. Hâlbuki bu parayı verince en güzel çelik tencereyi alıp mutfağınıza koyabiliyorsunuz.

Her yazımda söylediğim gibi ilim ve sanat rağbet görmediği yerden hicret eder.

Kalaycılık mesleği de bunlardan biri haline geldi. Aileler bakır kapa, kalaycılarda bakıra küstüler.

Bu mesleği nostaljik olarak yapanlar ya süs eşyası olarak ya da tarihi öldürmemek adına evinin bir köşesinde bir, iki parça bakır kap bulundursalar da günümüz mutfağında pek kullanıldığı söylenemez, diyorum. 

Vesselam…

 7 TEMMUZ 2021 ÇARŞAMBA

ad826x90
YORUMLAR

s

En az 10 karakter gerekli

Sıradaki haber:

14’ÜNCÜ YILA MERHABA

HIZLI YORUM YAP

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.