EMİNELER ÖLMESİN

Gün geçmiyor ki, Türkiye’nin herhangi bir yerinde bir kadın cinayeti olmasın. En son geçtiğimiz hafta içinde Sorgun ilçemize bağlı, Erkekli köyünden Emine Bulut isimli kadını eşi koyun boğazlar gibi bıçakla kesti.

Bu olay ne ilk ne de son olacaktır. Emineler öldürülmeye devam edecektir maalesef. Allah Emine Hanım’a rahmet etsin, kederli ailesine de sabır ihsan etsin.

Bu konuyu daha önce irdeleyen, bilim adamları, akademisyenler, hukukçular, fikir adamları enine boyuna tartıştılar. Kanunlar yapılırken bir milletin örfü, ananesi, dini ve toplumsal değerleri, milli hasletleri göz önüne alınmalıdır. Bir gece yarısı çıkan, Avrupa uyum yasaları ile ilgili, aile kurumumuzu ilgilendiren kanunlardan bugüne kadar pek bir hayır gelmedi. Öncelikle yapılan kanunlar bünyemize uygun olmalıdır.

Maalesef ki, İsviçre’den alıntılanan aile hukuku bizi buralara kadar getirdi. Bilhassa miras hukuku aile reisinin vefatı ile mirasçılar arasında alabildiğine kırgınlıklara ve dargınlıklara sebebiyet vermektedir. Birbirine ömür boyu küs kalan, selam vermeyen, kapısını çalmayan, bayramlarda ailesi ile bayramlaşmayan bireyler hatta ölümlerle sonuçlanan silahlı eylemler gerçekleşmektedir. Anadolu’da bu tür sebeplerle küs olmayan kardeş bulmak adeta zorlaştı günümüzde.

Bir de 18 yaş evlenme yaşı kabul edildikten sonra meydana gelen olaylarda günümüzde tartışılmaya devam ediyor. 17 yaşında bir kızımız kendi isteği ile bir erkekle evleniyor. Çocukları oluyor. Gelin hanım hastanede doğum yapıyor. Kimliğine bakıyorlar, erken evlenmiş kocasını buluyorlar, gelin sığınma evine kocası da hapishaneye. Bu işin cezası da tam tamına 8 yıl hapis yatmak. Bunu ne ile izah edebiliriz? Bu uygulama bünyemize uyuyor mu? Bizim dinimizde kadın ve erkeğin reşit olmasının kuralları vardır. Ben 18 yaşa karşı değilim. Toplumumuzda 18 yaş altında kızlarda, erkeklerde maalesef ailelerinin haberi olarak veya olmayarak flört etmiyorlar mı? Birliktelikleri yok mudur?

İkinci bir mesele maalesef evlenecek gençlerin evlenmelerini zorlaştıran faktörlerin başında başlık parası geliyordu. Aileler arasında kısmen de olsa sorun oluştururdu ama sonucu iyi olurdu. Günümüzde ne başlık ne de süt hakkı diye bir şeyden bahsetmek mümkün değil.

Anlaşarak evlenen genç kız genç erkek ister dolgun bir maaşla çalışsın, isterse asgari ücretle çalışsın, düğün edeceklere 10-20 yetmiyor. 100 milyonlar olmadan veya borçlanmadan izdivaçlar gerçekleşmiyor. Ağır borç yükü gençlerin omuzuna biniyor. Aileler sıkıntı çekiyor. Aileler arasında kavga başlıyor. Bu ailelerle de kalmıyor çiftlere de yansıyor. Bu sefer tartışma kavgaya dönüşüyor. Severek, isteyerek kurulan aile yuvaları maalesef kısa sürede boşanmalara sebep oluyor. Bu işin maddi boyutu da toplumda ki fertleri bu noktaya getiriyor. Sebepleri ortadan kaldırmadan sonuçları konuşmanın faydası olacağı kanaatinde değilim.

Hele de eşlerin çocukları olmuşsa onların maişetleri geçim kaygıları, alışverişleri toplumdaki reklam ve israf fertleri tetikliyor, anlaşmazlığa, kavgaya, ayrılıklara itiyor. Altındı, akçeydi, takıydı, mobilyaydı, ev kirasıydı derken kılıçlar çekiliyor.

Eminelerin, Fatmaların, Ayşelerin; Ahmetlerden, Mehmetlerden boşanma sebepleri sadece bunlardan mı ibaret?

Elbette daha başka sebeplerde vardır. Anlaşılan o ki günümüzde ki asıl kavganın asıl geçimsizliğin sebepleri yukarıda saydıklarımızla beraber aile fertlerinin dışlanarak kızların ve oğlanların kendi kendine verdikleri kararla alelacele önce severek sonra kavga ederek ayrılmalarına fırsat veriyor.

Son söz olarak ilim adamlarımızın, hukukçularımızın, akil insanların, din adamlarının, psikolog ve sosyologların hazırlayacağı evlenme ve boşanma ile ilgili sosyal konuların irdelenerek günümüze ve toplumumuza uyarlanacak kanun ve yönetmeliklerin çıkartılması gerekli gibi gözüküyor şu günlerde. Her zaman dediğimiz gibi ahlaksız bir millet ayakta duramaz.

Ahlaki değerler muhafaza edilmeli, gençlerimiz hissiyatları ile değil sabırla, metanetle bu işleri hoşgörü ortamında algılamalıdırlar. Allah’tan dileğimiz Emine Bulut’lar ölmesin, dullar yetimler ülkesi olmayalım diyorum.

Vesselam… 26 AĞUSTOS 2019 PAZARTESİ

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Ahmet Büyüksoy - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Merhaba Yozgat Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Merhaba Yozgat Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Merhaba Yozgat Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Merhaba Yozgat Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.