ÇOPURUN ÜSÜYÜN 2

featured
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Geçtiğimiz gün  Çopur’un Üsüyün’den bahsetmiştim. 
Bugün de kendisinden bir anıyı sizlerle paylaşmak istiyorum.
Köyümüzde Ahmak Ömer diye bir adam ölmüş, dünyada kimsesi kalmamıştı, bilaveleti. 
Ölümünden sonra köydeki bazı kimseler adamın evini, ahırını, samanlığını babasından kalma köy odasını yağmalarlar. 
Enkazını pay pay ederler. Alan alana, götüren götürene. 
Bu konu ileride mahkemelik olur. Seçimler gelir, muhtar değişir, yeni muhtar eskisini mahkemeye verir bu konuyla ilgili. Köyde 20-25 kişi sanık durumuna düşer. 
Bunlardan birisi de Çopur’un Üsüyün’dür.
Çopur’un Üsüyün’e mahkemeden celp gelir. Mahkeme gününe kadar korkudan bir oğlan bir kız doğurur.
Mahkemeyi sabırsızlıkla bekler. Mahkeme günü gelir, Saat Kulesi’nden Adliye’ye 100 metrelik mesafeyi oturup kalkarak kat eder.
Mahkeme salonunda epeyce bekler. Yüreği hop atıp, hop kalkar.
Mahkeme başlamıştır. İfadeler alınır. 
Tıstır Emin diye bir meczuba gelir sıra. Hâkim sorar: “Muhtarla akrabalığın var mıdır? Yakının olur mu?”
Tıstır Emin: “Hiçbir şeyim olmaz. Sadece köprüden geçerken götümüz götümüze değmiş” der.
Hâkim Tıstır Emini normal bir insan zanneder, sinirlenir. “Atarım seni dışarı ihtiyar. Saçına sakalına saygı duyuyorum” der.
Çopur’un Üsüyün sanki kendisine söylenmiş gibi, korkudan tir tir titremektedir. Kendi ifadesi ile;
Sıra bana gelince, Hâkim bana baktı;
“Sen uzun adam; Hasta mısın? Niye titriyorsun? Senin boyun kaç” dedi.
“1.97’dir efendim.”
“Ne iş yaparsın?”
“Hayvan alır, satarım.”
“O da ne, celebim desene?”
Daha sonradan öğrendiğime göre; hâkim benim düşmemden korktuğu için bu soruları sorarak, heyecanımı gideriyormuş.
Hâkim bana; “Sen oturabilirsin uzun adam” dedi. 
Biraz rahatlar gibi oldum. Oturdum bankoya sağ bacağıma bir baba değdi, tir tir titriyor. 
Elimi dizimin üzerine koydum, bastırıyorum. Titremesi geçiyor. Bu kez de sol bacağıma bir baba değiyor, oda titriyor. 
Tam bu sırada; “Kalk uzun adam!” dedi hâkim. “Bu konuyla ilgili bilgin nedir? Sen ne aldın ne sattın?”
“Hâkim Efendi, ben bir toplu bir de çürük kapı aldım.”
“Toplu nedir evladım?”
“Hâkim Bey, bizim köyde pencereye toplu denir.”
“Kimden aldın?”
“Topçu Köyü’nü Kalkındırma ve Güzelleştirme Derneği’nden aldım.”
“Kaç paraya aldın?”
“5’erden on liraya aldım.”
“Parayı kime verdin?”
“Dernek başkanına verdim.”
Hâkim bana; “Peki bu parayı verince Topçu Köyü güzelleşti mi evladım?” dedi. 
Kendi güldü, salondakiler güldü. Bende güldüm.
Hâkim baktı ki, Tıstır Emin köprü işini söyledi. 
Bende dernek işini söyleyince zaten dava içeriğinde de bir şey olmadığını bilen hâkim, “Bir daha böyle dipsiz dava peşinde birbirinizi mahkeme salonlarına dökmeyin. 
Bizi de meşgul edip, oyalamayın. Bizim yapacak çok daha önemli işlerimiz var uzun adam” dedi.
“Sende bundan böyle toplu (pencere) alacağım diye kendine eziyet etme. 
Baktım da hücceten gideceğini zannettim. Sen bir daha bu tür alışverişleri yapma. Hayvan alıp satmak senin için daha hayırlıdır evladım, evladım” dedi.
Bu dünyadan Çopur’un Üsüyün lakaplı Hüseyin Er Ağabeyimiz geldi ve geçti. Genç bir yaşta Hakk’a yürüdü. Allah kendisine gani gani rahmet eylesin. Diyorum. 
Vesselam… 10 OCAK 2022 PAZARTESİ

ÇOPURUN ÜSÜYÜN 2
Giriş Yap

Merhaba Yozgat Gazetesi ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!