‘‘ÇİFTÇİLİK GÖZ ARDI EDİLMEMELİDİR’’

featured
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Yozgat Ziraat Odası Başkanı İsmail Açıkgöz geçtiğimiz günlerde Merhaba Yozgat Gazetesi çalışanları ile bir görüşme gerçekleştirdi.

Yozgat Ziraat Odası’nın görevi, işlevleri, üyelik durumları çiftçilerimizin sorunları bu sorunlara yönelik çözüm önerileri konuşulan konular arasındaydı. İsmail Açıkgöz’ün cevapları doğrultusunda görüşmenin ana başlıkları şu şekildedir:

“İŞÇİNİN SENDİKASI VARSA ÇİFTÇİNİN DE ODASI VAR”
Odamız tarıma dayalı köylerdeki çiftçilerin bir nevi sendikasıdır. Yani işçinin sendikası varsa çiftçinin de odası var. Çiftçinin sesini siyasilere, basına duyuran, sıkıntı olduğunda icra mercilerine gidip çiftçinin sorunlarıyla ilgilenen, çözen bir kuruluştur.
“ON ÜÇ BİN ÜYEMİZ VAR”
Şuan on üç bin üyemiz var. Dokuz bini bil fiil dosya yaptıran aktif üye. İki bini Bağ-Kurla bağlantılı Bağ- Kur sigortasını yaptıran vs. iki bini de kaydolmuş ama pek aktif olmayan pasif üyelerdir. Üyelerimizle çoğu kez telefonla, mesajla iletişim kuruyoruz. Sorunlarının çözümüne yönelik şikâyetlerini, isteklerini dinliyor, sorularına cevap vermeye çalışıyoruz. Odanın belli bir gücü vardır. Çiftçinin her sorununu yüzde yüz çözmemiz mümkün değil ancak hükümet doğrultusunda nereye kadar gidebiliyorsak oraya kadar gidiyoruz.
“ÇİFTÇİNİN EN BÜYÜK SORUNU GİRDİ MAALİYETLERİDİR”
Bugün çiftçilerin en büyük sorunu her şeyden önce tarım ve hayvancılıkta girdi maliyetleridir. Hayvancılıkta yem, silaj, yonca vb. Tarımda da gübre, mazot, tohum, tarım ilacı gibi gerekliliklerin pahalı olması çiftçiyi oldukça olumsuz etkiliyor. 2020 yılında tonu 4 bin lira olan gübre şuan 12 bin liradır. DAP gübrenin tonu 18 binlere kadar çıktı.
Bu ülkede böyle sıkıntılar varken Tarım Kredi kendi mahiyetini aştı. Gitti bakkalcılık yapıyor. Tarım Kredinin asli görevi gübre ve mazottur. Özelliklede gübre. Çin’e, Tunus’a, Cezayir’e baktığımızda gübre 365 dolar. Tunus’tan gübre getirdiğimizi düşünelim. 50 dolar karı olsun 400 dolar. 100 dolarda nakliyat için olsun 500 dolar. 50 dolarda gübre olsa 550 dolar. Biz burada 1000 dolara alıyoruz. Yani bu ülkede girdi maliyeti düşmediği sürece tarım her zaman için sıkıntı. Traktörler 24 liraya mazot yakacak. 150 litreyi sabah dolduruyoruz akşama kalmadan bitiyor. 150 litre yaklaşık 3000 TL eder. İkinci bir konu da gübre. Biz artık tarlayı kandırıyoruz. 20 kilo atacağımız yerde 10 kilo atıyoruz. Kendimizden taviz veriyoruz. Çiftçi bu şekilde nasıl ayakta duracak.
“ÇİFTÇİMİZ DESTEKLENMELİ”
Pandemi döneminde ülkeler içe kapanmacı politikalar izledi. Rusya’nın Batı tarafından gelen gıda ve tarım ithalatına karşı yasaklayıcı hamleler yapması Türkiye de de tarımın ve çiftçiliğin ehemmiyetini ortaya çıkarmıştı. Bu önemin her zaman farkında olmalı kendi çiftçimizi kendi üreticimizi her zaman desteklemeliyiz.
İşte geçen sene gördünüz. 2022 yılında Türkiye’de yüzde 45 Ayçiçek yağı eksiği var denildi. Bunun için çiftçimizin yüzde 80’i ay çekirdeği ekti. Üretimimizle bahsedilen açığın da üstüne çıktık. Bu seferde çekirdeği 8 liraya aldılar. Devlet her zaman için çiftçiyi kollayacaksa, gözetecekse, alternatif ürün çıkartacaksa, çiftçiye mutlaka ve mutlaka süspansiyon verecek. 2022 yılında ay çekirdeğine süspansiyon verseydi. Destek verseydi. 11-12 liradan alsaydı bu sene 2022 den daha fazla ekerdik. Ama şuan ay çekirdeği üretimi yüzde 60 düştü. Çünkü ektiğimiz zaman para kazanamadık.
“BU ÜLKE HAYVANCILIKTA SINIFTA KALDI”
Bu ülke hayvancılıkta sınıfta kaldı. Kendim de bu sektörle uğraşan biri olarak sayısı 300 olan hayvanımı 50 hayvana düşürdüm. Belki yarın onu da bırakacağım. Neden? Bir hayvan 80 liralık besi yemi 40 liralıkta kaba yem olmak üzere günlük 120 lira yiyor.
Karkası 1 kilo 300 gram var. Buda bizim ülkemizde canlı kilo 70 lira. Ne yapar 105 lira. Ben şuan günlük hayvan başı 15-20 lira besiden zarar ediyorum. Ben bu şekilde nasıl hayvancılık yapacağım. Et bugün 140 liraya çıktı. Yarın bir ithal et getirilir 130’a düşürülür. Böyle bir istikrarsızlıkla hayvancılık yapılmaz.
Siyasiler aksini düşünüyorlar, yanlış söylediğimizi beyan ediyorlarsa araştırmalarını yapsınlar. 2021de bizim memleketimizde 254 bin büyük baş hayvan vardı. Şuan il genelinde 110 bin hayvan kalmış. Yani çiftçilerimizin yüzde 60’ı hayvancılığı bırakmış. Büyük mandıralara 5 bin 6 bin hayvan olan yerlere baktığımızda 300 hayvan kaldı. Şimdi de ithal et getiriyorlar. 200 bin ton eti getirecekler. Bu 200 bin ton et İstanbul’un bir haftalık etidir. Yani dökme suyla değirmen dönmüyor. Kesinlikle aile boyu hayvancılığa gidilmeli, süspansiyon edilmedi. Süt en az 13 lira olmalı. Bunlarla çiftçi kesinlikle kalkınamıyor.
“ÇİFTÇİ ZARAR ETTİĞİ İŞİ YAPMAZ”
Çiftçi zarar ettiği işi yapmaz. Kimse kimsenin uşağı değil. Bir kez zarar eder, ikinciye kapatır. Hayvancıyı mandıradan, çiftçiyi de tarladan çıkarırsan bir daha geri döndüremezsin. Çiftçiyi tarlasın da hayvancıyı mandırasında görmek lazım. Bu sektörlerimizin yok olmadan kıymetini bilmemiz gerekir.
“ÇİFTÇİNİN HARMANDA BUĞRAYI VARKEN İTHAL GELMESİN”
Bu ülkenin yaklaşık 21 milyon ton buğday ihtiyacı var. Bundan dört beş yıl öncesine kadar biz 21 milyon ton buğdayı üretiyorduk. Kuraklık zamanlarında bu sayı 15 milyon ton oldu. 2022 yılında 19 milyon tona kadar bu ülkede buğday üretildi. 2 milyon ton açık kaldı. İthal gelmesin demiyoruz biz. Biz şunu diyoruz. Çiftçinin harmanı varken, buğdayı harmandayken ithal gelmemesi lazım.
Nohut 17 lirayla başladı akabinde 13 liraya kadar düştü. Şuan 22 lira. Köylünün elinden çıkıp tüccara düşünce 22 oldu. Bunu ofis olarak 17- 18 açıklasalar da herkes o fiyata satsa. Ben bunu Sayın Bakana söylediğimde “bize biz çiftçinin ürettiği her şeyi almak zorunda mıyız?” dediler. Bana göre almak zorundasınız.
Üretim çok tatlı bir kelimedir. Herkes üretim yapamaz. Bir çocuğun doğuşunu düşün. Büyüyüp askere gittiğini düşün. Üretim budur. Üretimin değerini bilmek gerek. Bilmedikleri sürece bu ülke sıkıntıya düşer.
“ÜNİVERSİTENİN FAYDASI YOK”
Şehrimizde 11 yıldır gerek veterinerlik, gerek zirai bölümler var ancak bana alternatif üretemiyorlar. Topçuya giderken 20-26 dönüm arasında alternatif ürün üretilmek için yer tahsis edildi. Hobi bahçesi yaptılar. Orayı devlet hobi bahçesi yapmak için mi verdi? Senin ziraat bölümün var. Oradan bana bir ürün ürette bu memlekete faydan olsun. Bunları siyasilerinde görmesi lazım ben bunları gördükçe utanıyorum. Ziraat fakültesi himayesinde ki bir yeri hobi bahçesi yapmaları beni utandırıyor. Her ikiyiz metreye bir çardak kurmuşlar. Üniversitedeki hocalar orada hobisini tadıyorlar. Alternatif ürün üretmezsen çiftçi ne yapacak. 1100 dönüm yer de Yerköy’de tahsis edildi ancak orası da boş. Kısacası tarıma ziraat fakültesinin faydası yok.
“TÜRKİYE NEDEN BİR UKRAYNA OLAMIYOR?”
Türkiye geçmiş dönemlerde kendi kendine yeten ülkeler arasında yedinci sıradaydı. Şimdi ise büyük oranda dışa bağımlıyız. Türkiye neden bir Ukrayna olamıyor? Türkiye bir Ukrayna olamaz çünkü onların toprağı bakir arazisi büyük ekime elverişli, yağış oranı fazla. Bizim ülkemizde şuan iklim faktörü çok önemli. Sen ne kadar arazi üzerinde çalışırsan çalış iklim birinci sırada geliyor. Yağış olmadı mı verim almak mümkün değil. İlimizde sulu tarım oranı yüzde 11. Tarlalarımızın yüzde 89’u sulanmıyor. Tamamen yağışa bağlı üretim yapılıyor. Şuan hükümetin en ağırlık vermesi gereken şey boşa giden suları stoklamaktır. Mesela bu sene çok güzel bir şey yapıldı. Divanlı’nın özünü gölete bağladılar. Yağmur kar olduğunda Şefaatli’ye giden su gölete gelecek. Bunların yapılması lazım. Derbent ‘in ayağı gidiyor. Derbent ’in ayağını Bişek göletine atacaklar. Bunlar çok basit ama çokta faydalı projeler.
“ÇİFTÇİNİNDE HATALARI VAR”
Çiftçide de bazı hatalar var. Toprak tahlillerini yaptırmadılar. Devletin uygulamak istediklerini uygulamadılar. Bunun dışında çiftçi marketten eline yumurta alıp giderken ben utanıyorum. Köylerde sağım yapılan hayvan sayısı beşi altıyı geçmiyor. Biz çok hazıra alıştık. Hazır yoğurt, hazır yumurta, hazır peynir alıyorlar. Bir tane hayvan alsa da üretimini yapsalar hem üreten hem tüketen olurlar.
Açıkgöz konuşmasında son olarak
Bizim memleketimiz tarım memleketidir. Memleketimizde tarımın alternatifi yok. İş adamımız, sıcak paramız, madenimiz çok yok. Ekonomimizin büyük bölümünü tarımdan karşılıyoruz. Bu yüzden en büyük destekler tarıma yönelik verilmelidir. İlk önce girdi maliyetlerinin düşürülmesi lazım. Bunlar yapılırsa bu memleketten korkmayın. Çiftçimiz, tarımımız, hayvancılığımız göz artı edilmesin artık. İfadelerini kullandı.
Haber: Meryem Önalan

‘‘ÇİFTÇİLİK GÖZ ARDI EDİLMEMELİDİR’’
Giriş Yap

Merhaba Yozgat Gazetesi ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!