BÜYÜK TEZAT

featured
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

TRT Haber kanalını izlerken bir reklam gözüme ilişti de seyrettim. Doğrusu hoşuma da gitti reklam güzel yapılmış. Reklamın ana teması tarım arazilerini koruyalım diyor. Bu konuyu biraz daha irdeleyelim. Tarım arazileri ve gıda koruma spotu 78 bin hektarlık Türkiye yüzölçümünün yalnızca yüzde 11’i sulanabilir mutlak tarım arazisidir. Toprak kaybı gıda güvenliği tehlikesinin habercisidir. Öretilmeyen kaynak bir avuç topraktır. Çocuklarımıza yaşanılabilir bir dünya bırakmak için “haydi Türkiye tarım arazilerini birlikte koruyalım.” Verimli tarım arazilerine yapılacak, tarım dışı faaliyetlere izin verilmeyeceğini kamuoyuna saygıyla sunarız diyor. Bir sabi, küçük çocukta “Çünkü ben güvenilir gıdayla büyüyeceğim.” diyor. Ne kadar yerinde bir tespit, güzel bir tavsiye, güzel bir tedbir. TRT kimin? Bu milletin bağrından çıkmış bir kuruluşumuz. Bunu yönlendiren kim? Kurum artı, yönetim artı, iktidar. Bu reklamı kim yapıyor, kim yaptırıyor? Yapanlarında, yaptıranlarında eline koluna sağlık. Gelin görün ki gerçek böyle mi? “Okur Âlim tutmaz zalim” diye bir söz var. Minare ne kadar yüksek olsa da imam bildiğini okuyor. TRT gibi Türkiye Cumhuriyeti’nin her karesinde izlene bilen hatta dünyanın en ücra köşesinde izlenebilen bir kurumda böyle bir konu işleniyorsa devletimiz, milletimiz adına mutlaka yarar vardır. Böyle olmasına rağmen devlet ricalinin belki de Tarım Bakanlığı’nın bu önerisini alt katmanlardaki bürokrasi ne denli uyguluyor. Yozgat bin dört yüz rakımlı kahrı çekilir, soğuğu, kışı, ayazıyla meşhurdur. Bir sürü tarıma elverişli arazinin yanında ekilemeyen, biçilemeyen taşlık kayalık yerleri de mevcuttur. Gelişen, büyüyen nüfusumuzun ihtiyaçları bakımından bina yapımı, sosyal tesisler, okul, yurt, hastane, postane, emniyet, asayiş, üniversite kampüs alanları, her türlü hizmet sektörüne yapılacak olan mekânlar öncelikle tarıma elverişsiz arazilerde kurulması gerekmez mi? Elbette öyle olması lazım. Siz tarım alanlarını bu tür inşaatları yaparak öldürür, yok ederseniz direkt olarak insanların rızkına el atmış hatta hayvanların kurdun, kuşun bile hakkına girmiş olursunuz. Asırlar öncesinden dedelerimiz, atalarımız yerleşim yerlerini tespit ederken kesinlikle tarıma uygun yerleri tercih etmemişler, tarıma elverişsiz yerleri tercih etmişlerdir. Devletimiz, siyasetçilerimiz bu konuda mutlaka benim düşündüğümü düşünüyorlar olsa gerek. Ama bürokratlarımızda aynı şeyi düşünüyorlar mı? Hayır hayır. İşlerine geldiği zaman mümbit tarım arazilerini gözlerinin kökü de olsa bir bir yok ediyorlar. Bakın şimdi karayolları 65. Şube binası bulunduğu yerden Bozok üniversitesi kampüs alanının yaklaşık 1-2 km güneyinde birinci sınıf tarım arazisine onlarca temel atılıyor, mikserler mütemadiyen beton pompalıyorlar da birçok bina yapıyor. Yazık! Çok yazık! Yok, edilen bu mümbit tarım arazilerine… Bir başkası TMO yine aynı şekilde tarım arazisi üzerine konuşlandırılıyor oda iki yüz yetmiş dönümlük bir araziyi kapsıyor. Bildiğim kadarıyla TMO 40 bin tonluk çelik silolar yaptırıyor. Bundan sonra açık alana, örtü altına, buğday stoku yapılmayacak. Şimdi soruyorum iki yüz yetmiş dönümlük bir tarım arazisini zapt eden, üstüne geçiren TMO bu araziyle ne yapacak? Sonuç; TRT’deki reklamı önemsiyorum doğru bir tespit yapmış. Siyaset gereğini yapıyor bürokrasi ise işine geleni yapıyor. Ülkemizin kaynakları bitmez, tükenmez değildir. Yer seçimlerinde tercihler yapılırken bunları yıkmak, yok etmek yerine daha iyi şartlarda kollayıp korumak gerekmez mi diyorum vesselam… 3 EYLÜL 2015 PERŞEMBE

BÜYÜK TEZAT
Giriş Yap

Merhaba Yozgat Gazetesi ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!