BAŞHEKİM MUTEMET BEYİN TRENİ

Günümüzde insanlar o kadar gerginler ki bir dokunsan bin ah işitiyorsun. Stres içinde yaşayanların hattı hesabı yok. Bu gerginlik nereye kadar gidecek? Ülke de adil bir gelir dağılımı olmadığından zengin daha zengin, fakir daha fakir bir hayat yaşıyor.
Zengine infak et diyecekleri yerde maalesef fakirlere sabredin, şükredin diyorlar da halinden anlayan pekte yok gibi.
Ülkemizde işsizlik kol geziyor. Üniversite mezuniyeti iş garantisi sağlamıyor. 2021 verilerine göre 6 milyon 327 bin mezunun yalnızca 4 milyon 77 bini iş bulabiliyor. Yeterli istihdamın sağlanmaması sonucu üniversiteli işsiz sayısı 995 bine çıktı. Mezunların birçoğu alanları dışında çalışıyor. Üniversiteli olup iş gücünün dışında kalanlar 1 milyon 255 bin kişi civarında olduğu söyleniyor.
Üç aşağı beş yukarı rakamlar ülkemizde bu şekilde kim ne derse desin.
Yeğenim, inşaat mühendisi iş bulamadığından polis olmak için müracaat etti. Kilo fazlalığı nedeniyle kilo verdi ama mülakatta elendi.
Yine bir dostumuzun çocuğu edebiyat fakültesi mezunu ama atama puanlarının yüksek olması nedeniyle birçok kez kere polislik sınavını denese de her defasında mülakatta elendi.
Yazık değil mi çiçeği burnunda iş bulamayan bu gençlerimize?
Bu gençler gerilmesinde ne yapsınlar?
Bir o kadar ziraat mühendisi varken tarım da üretim sağlayacakları yerde polis olmak istiyorlar. Olamayanlar da manavda karpuz satıyorlar.
Maalesef ülkemizin içine düşürüldüğü durum budur.
Ülkemiz insanları bu ve buna benzer nedenlerle stres içinde yaşıyorlar. Ha bire hapishane yapılıyor. Yanılmıyorsam son on yılda Yozgat, Kırşehir, Çorum gibi şehirlere 3’er bin kişilik otuzun üzerinde hapishane yapıldı.
Bunun yanında hastanelerimizde tıklım tıklım. Gençlerin içine düştüğü, düşürüldüğü durumda ortada.
Stres, kaygı, psikolojik buhran milletimizi ciddi manada tehdit ediyor. Bu yaşantı dolayısıyla aklını yitiren binlerce insan var.
Severek evlenen kişiler kısa bir süre sonra bu ve buna benzer sebepler yüzünden evliliklerini devam ettiremiyorlar.
Büyüklerimiz derlerdi ki, Osmanlı zamanında yapılan bir araştırmada doksan iki çeşit delilik var.
Yazımı 1960’lı yıllarda Elazığ’da akıl hastanesi personelinin bir ihmali neticesinde 423 deli firar etmiş. Cadde ve sokaklara dağılmışlar. Bu durumdan endişe eden güvenlik güçleri, o zamanın Başhekimi Mutemet beyi bulurlar ne yapılacağı konusunda istişare ederler.
Başhekim Mutemet Bey; bana bir düdük getirin, birçok hastane personelini de yanına almış arkamdan tutunun, ben tren olacağım sizde vagon demiş. Çalmış düdüğünü cadde ve sokakta arkasındaki personellerde bağırmışlar çuf! çuf! Diyerek. Sesi duyan ne kadar deli varsa hepsi peşine takılmışlar.
Bu durumdan memnun olan Başhekim arkasındaki vagonla hastane bahçesine girer. Hemen kapıları kapatırlar, firar eden bütün deliler böylece toplanmış olur. Akşam sayım yapılır, görürler ki kaçan deli sayısı 423 iken 99 deli olmayan kişinin fazladan geldiğini görürler.
Netice, o gün öyleydi. Bugün böyle bir girişim olsa acaba kaç kişi hastanenin kapısına dayanır. Maalesef geldiğimiz, getirildiğimiz konu bu diyorum. Vesselam… 7 MART 2022 PAZARTESİ

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Ahmet Büyüksoy - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Merhaba Yozgat Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Merhaba Yozgat Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Merhaba Yozgat Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Merhaba Yozgat Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.