ALİ ŞEN

featured
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Topçu Köyü’nde doğmuş, fakir bir aileye mensup, yedi çocuk sahibi Ali Şen lakabıyla bilinen Ali Eşsiz.

Köyde ne tarlası ne bağı ne de arazisi vardı. Buna rağmen lakabında da denildiği gibi şen şakrak birisiydi.

Elli yılı aşkın bir zaman köyde koyun, sığır güttü, çobanlık yaptı. Tek gelir kaynağı da buydu.

Kuru söğütten düdük, kamıştan kaval, tahtadan saz yapardı. Hem çalar hem de söylerdi. Kendine has bildiği türküler maniler ve kasideler vardı.

Dürüst bir kişiliğe sahip, karakterli, temiz, haksızlık yapmayan, haram yemeyen, yalan söylemeyen fukara-ı sabirinden biriydi. Bir cümle ile Ali Şen’i nasıl bilirdin diye sorsalar, her kim olursa olsun onun dürüstlüğüne şahitlik ederdi.

Kolay bir şey değil, elli yıl çobanlık yapıp dürüst olacaksın, haksızlık yapmayacaksın ve haram yemeyeceksin.

Köyün ileri gelen ağaları, paşaları, hatırlı kişileri onu hep severdi. Köyün Karaçayır mevkiinde üç yüz dönüm çayırlık bir arazi vardı.

Askeriyenin atları, köyün büyükbaş hayvanları da zaman zaman burada otlanırlardı. Sığır çobanı olan Ali Şen güttüğü 300’e yakın hayvanı buraya bırakırdı.

Gene böyle bir gün hayvanlarını araziye bıraktı. Arazinin hemen kenarından geçen bir fayton gözüktü. İçinde fötr şapkalı, kravatlı bir zât vardı. Ziraat Bankası’nda kâtip olduğunu sonradan öğrendiği bu kişi faytondan indi ve Ali Şen’e selam verdi.

Ali Şen’e kim olduğunu, hangi köyden olduğunu sordu.

Ali Şen,” Topçu’luyum bağfendi emriniz nedir, niye sorarsın?” dedi.

Fötr şapkalı adam “Bu hayvanlar kimin?” diye sordu.

Ali Şen; “Bu hayvanlar benim” diye cevap verdi.

Bunun üzerine fötr şapkalı adam “Hepsi mi senin?”

Ali Şen, “Evet bağfendi” dedi.

Cebinden bir kâğıt çıkartan adam Ali kâ ismini not etti.

Biraz hasbihal ettikten sonra adam faytonuna binip oradan ayrıldı.

Doğruca Topçu’nun yolunu tuttu ve Tayyip Ağa’nın odasına misafir oldu.

Ağır misafirin altına yatak, üstüne halı serilirdi.

Akşam yemekte sofra Halil İbrahim sofrası gibi, hindi kesilmiş, bulgur pilavı üzerine tatlılar çorbalar.

Tayyip Ünal ile Ahmet Büyüksoy o tarih de Ziraat Bankası’ndan traktör alacaklarmış. (50’li yıllar da)  Yemekten sonra traktör konusu gündeme getirilir.

Misafir kâtip efendi (bugün ki banka expertizidir) “Evet ağalar biz size banka olarak traktörü vereceğiz yalnız kefil gerekiyor.”

Tayyip Ağa “Hayhay efendim. Burada bulunan dostlarımız bize kefil olurlar kaç tane istersiniz.”

Kâtip, Tayyip Ağa’ya der ki: “Ben yolda gelirken gördüğüm hayvanların sahibi olan, Ali Kâ’yı kefil olarak isterim, başkasını istemem.”

Bunun üzerine hemen Tayyip Ağa bekçisini gönderir ve Ali Kâ’yı apar topar getirtir.

Tayyip ağa, Ali Kâ’yı dışarıda karşılayıp, tembih eder “Aman ha! Yanlış bir şey yapma sakın, içerideki adam köyümüzün zengin ağalarının kefilliğini kabul etmiyor, özellikle seni istedi sakın ha yok deme kâtip efendiye, yoksa işim bozulur.”

Ali Şen durumu anlamıştır. Tayyip ağa  ve Ahmet Hoca’ya “Nasıl ağalar şimdi elime düştünüz mü? Bende şimdi size kefil olmuyorum. Ben fakir bir çobanım, bir tane hayvanım bile yok. Ama kâtip efendi köyün bütün hayvanlarını benim zannediyor. Hâlbuki ben ona şaka yapmıştım. Gurban olduğum Mevla’mın işine bak.”

Bu şakadan sonra Ali Kâ odaya girer ve kâtip onun kefilliğini kabul eder. Böylece traktörü alırlar.

Ali Şen bu olaydan sonra kendi kendine bir ömür boyu “Ben köyün iki ağasının kefiliyim” diye övünürdü.

Hülasa: Altın kapılının ağaç kapılıya işinin düştüğü bir dünyada yaşıyoruz. Çoban deyip de geçmeyin. Çoban bizden daha iyi koyun güder, sığır besler. Garipte olsa zamanı gelince ağalara bile kefil olur.

Ali Şen 96 yaşında Rabbine yürür. Arkasında ne serveti ne de sermayesi vardır. Götürdüğü sadece beş arşın bezdir.

Allah’ım kendisine gani gani rahmet eylesin diyorum. Vesselam.

ALİ ŞEN
Giriş Yap

Merhaba Yozgat Gazetesi ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!