ADİL DÜZEN

featured
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Rabbimiz, yüce kitabımız Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyurmuştur:

“Ey iman edenler, adaleti ayakta tutarak Allah için şahitlik edenler olun. Kendinizin, ana ve babanızın aleyhinde bile olsa (şahitlik ettiğiniz kimseler) zengin veya fakir de olsalar (adaletten ayrılmayın). Çünkü Allah ikisine de daha yakındır. Adaleti yerine getirebilmek için hevâ ve hevesinize uymayın. Eğer eğri davranır veya yüz çevirirseniz, Allah yaptıklarınızdan haberdardır.” (Nisa Suresi 135).

Adalet, mülkün yani insanın ve insanlığın sahip olduğu her şeyin temelidir. Adil olmak İslam’ın ve insan olmanın en temel şartıdır. Adalet ailede, toplumda ve devlet anlayışında en temel ilkedir.

Adalet; düzenli ve dengeli davranma, her şeyin ve herkesin hakkını verme, haksızlıklardan uzaklaşarak orta yolu tutma, bir şeyi yerli yerine koyma, insaf, vicdan, eşitlik ve hakkaniyetli olmak manalarına gelir. 

İslâm; bu anlamda her ferdin ve her toplumun karşılıklı olarak işlerinde değişmez bir ölçü şeklinde yerini almış, istek ve heveslere yer vermemiş, sevgi ve nefretlere uymamış, akrabalık ve yakınlık bağlarına göre ayarlanmamış, zengin-fakir ayırımı gözetmemiş, kuvvetli ve zayıf farkını göz önüne almış bir adalet anlayışı getirmiştir.

 Adil olmayan her birey, her toplum, her yönetici zalimdir. Zira adaletin zıttı zulümdür. Adaletin olmadığı her türlü eylem ve söylem zulümdür. Adil olmayan kişiye “zalim” denir. Zulüm sadece işkence, zorbalık ve dayatma değildir. İşçiye, çalışana hakkını vermemek, işine ve tartısına özen göstermemek, güçlüye ve zengine karşı farklı nazarla bakarken, zayıfa ve fakire karşı farklı tutum sergilemek, işi ehline vermemek, emanete sahip çıkmamak, kendinden olana müsamaha gösterip, kendinden olmayanı görmezden gelmek haksızlıktır, zulümdür, adaletsizliktir. 

Adaletin olmadığı yerde güven,huzur ve barış olması mümkün değildir. Gerek toplumun en küçük yapı taşı olan ailede, gerekse toplumun genelinde ve devlet anlayışında adalet yoksa güvensizlik, endişe ve kargaşa vardır. Ecdadımız Osmanlı 600 yıllık imparatorluğunu İslam’ın getirdiği adalet anlayışını doğru anlayıp doğru uygulamasına borçludur. Üç kıtaya uzanan toprak genişliği ile bu topraklarda yaşayan farklı inançlara ve onlarca farklı millete adil bir yönetim anlayışı sergilemiş; huzur, güven ve barış ortamı tesis etmiştir. 

Bugün geldiğimiz noktada dünyanın adalete ve adil bir düzene muhtaç olduğunu görüyoruz. Zulüm, mazlum ve mağdur coğrafyaları kuşatmış vaziyette. Müslüman olduğu için sömürülen ve yokluğa mahkûm edilmiş insanların feryadı yüreklerimizi dağlamakta. Savaş ve zulme maruz kalmış olan bu dünya yeni bir uyanış, yeni bir diriliş, Hakka ve adalete dayalı yeni bir nizam beklemekte. Bunun adı Erbakan Hocamızın ifadesiyle “Adil Düzen”dir.

8 milyarlık insanlık âleminin huzur ve saadeti ancak bu anlayışla mümkündür. Herkesin hakkını aldığı, dilinden, dininden ve teninin renginden dolayı horlanmadığı, dışlanmadığı ve sömürü aracı olarak kullanılmadığı bir düzeni tesis edecek olan ancak ve ancak İslam’ın adalet anlayışıdır, bu anlayışı kuşanmış müslümanlardır. Topyekûn bütün müslümanlar bu düzeni tesis etmekle mükelleftir. 

Gelin “Yeni Bir Dünya” için, yeni bir başlangıç yapalım. Zulüm, sömürü ve haksızlıklara karşı “Adil Düzen” için mücadele edelim. Kendi hanemizden başlayarak, yaşadığımız topluma, kendi ülkemize ve bütün dünyaya adalet dağıtma gayretinde olalım. 

Yaşanabilir bir Türkiye, Yeniden Büyük Türkiye ve Yeni bir Dünya hayalimiz,milletimizin ve bütün insanlığın saadeti için gayretimiz ve mücadelemiz vardır. 

Zafer inanlarındır ve zafer yakındır.

ADİL DÜZEN
Giriş Yap

Merhaba Yozgat Gazetesi ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!